Ahlaki Sorunlarımız

Halkının yüzde doksanı Müslüman olan bir ülkede birçok kurumumuzda ahlaki değerlerimiz gözetilmiyor. İnsanımız zor durumda bırakılıyor. Bazı sebeplerden dolayı da halkımız ses çıkaramıyor ama manevi bir eziklik yaşıyor. Oysa bu kurumlarda ahlâkî değerlerimize göre düzenleme yapmak çok da zor değildir. Müslüman kardeşlerimize bu eziyetler yapılmamalıdır.

 

Mesela bir hastaneye gidiyorsunuz hiçbir birimde halkımızın inanç ve ahlâkî değerlerinin göz önünde bulundurulmadığını görüyorsunuz. Bir enjektör odasına giriyorsunuz kadın erkek karma karışık bir şekilde içeriye alındığını, erkek görevlilerin kadınlara, kadın görevlilerin de erkeklere iğne yaptığını görüyorsunuz. Kadınların kalp grafiğini erkekler, erkeklerin kalp grafiğini kadınların çektiği oluyor. Hasta ameliyata hazırlanıyor ya da ameliyat olmuş, bakıyorsunuz mahremiyete hiç dikkat edilmiyor. Daha birçok örnek verilebilir. Hele bir âcile giderseniz her şey felâket. Sanki oraya Müslümanlık hiç girmemiş. Bu durum devlet hastanelerinde böyle olduğu gibi özel hastanelerde de böyledir.

 

Müslüman her yerde Müslüman’dır, helâle ve harama dikkat etmek zorundadır. Burada sağlık personelinin günaha girdiği gibi, hastalar ve hasta yakınları da günaha girmektedirler. Elbette yeterli personel yoksa ve mecburiyet varsa burada haram olan şeyler geçici olarak helal olur. Ancak bugün hastanelerimizde personel yetersizliğinden bahsetmek doğru değildir. Burada olsa olsa ihmalden ya da idarecilerin duyarsızlığından bahsedebiliriz.

 

Sorun sadece hastanelerimizde değil birçok kurumumuzda da aynı ahlâkî sorunlarla karşılaşıyoruz. Okullarda, iş yerlerinde İslami kurallara uyulmamaktadır.

 

İnsana saygı temel insan haklarındandır. Saygının birinci şartı da o kişinin inancına ve ahlakına değer vermek, hürmet etmektir.

 

Bazı doktor ve sağlıkçılar  “hastanın kadını erkeği olmaz” diyorlar. Bu söz zaruri durumlarda doğrudur. Ancak normal durumlarda yani erkek ve kadın doktorların, hasta bakıcıların yeterli olduğu durumlarda erkeğin erkek doktorlara, kadının da kadın doktorlara muâyene olması gerekir. Hemşire ve hasta bakıcıların durumu da böyledir. Zaruret olmadan bir erkeğin kadının mahrem yerlerini görmesi caiz olmadığı gibi kadının da erkeklerin avret yerlerini görmesi caiz değildir.

 

Kadının el, yüz, ayakları hariç diğer yerlerini yabancı (yani nikah düşen) bir kimsenin görmesi caiz değildir. Zaruret olduğunda ise zaruret miktarınca haram olan yerler mübah olur.

 

Üzülerek belirtelim ki bu konularda halkımız da yeterince duyarlı davranmamaktadır ve haksızlıklara karşı tepkisini göstermemektedir. Hatta başörtüsüne gösterilen duyarlılık, başka dînî konularda yeterince gösterilmiyor.

 

Bu konuda biraz da imanımızı sorgulamamız gerekir. Herkes Müslüman olduğunu söylüyor ama İslam’ı yaşamaya gelince yeterince duyarlılık gösterilmiyor. Menfaat, nefse uymak daima önde geliyor.

 

 Nasıl inanıyorsanız öyle yaşarsınız. Güçlü bir imana sahip olan bir Müslüman helale harama dikkat etmek zorundadır

Yüce rabbimden dileğim odur ki; İslam’ı her yerde problemsiz olarak yaşayalım, inanca saygı gösterilsin ve herkes mutlu olsun.

 

0  

Yazarın Diğer Yazıları