Cihat Ve Çeşitleri

İnsanlarla mücadele ve insanlar arası savaş ilişkilerini anlatan pek çok kelime varken, İslâm bu kelimeleri cihad kavramı yerine kullanmadı. Meselâ, harp, kıtal, ezâ kelimeleri cihad kelimesinin yerini tutmamaktadır.

İslâm niçin eskiden Arapların kullandığı harp vb. gibi kelimeleri almadı da yepyeni bir ifade olan cihad tabirini aldı. Bunun birinci sebebi, harp tabiri şahsi menfaatler, polemik oyunlar için ateşi sönmeyen, yangını çağlar boyu milletlerin, kabilelerin içinden çıkmayan kıtal anlamında kullanılmıştır. Harplerde genellikle, kişisel ve toplumsal kinler hâkim olmuştur. Harplerde fikir endişesi, bir akîdeyi galip kılma çabası göze çarpmaz.

Cihad Allah İçindir ve Allah Yolundadır. İslâmda cihat, hedefsiz, gayesiz bir savaş değildir. İslâmda cihad yalnız Allah yolunda olur. Bu şart, cihattan ayrılmaz. "Allah yolunda cihad" batılıların anladığı manada kutsal bir savaş değildir. Lakin onlar bunu anlasalar bile taassupları gereği itiraf edemezler. İslam savaşa da bir hukuk ve ahlak kazandırmıştır. Buna göre savaşmayan kadın, çocuk, kötürüm, yaşlı ve körler öldürülmez. Gerekmedikçe ağaçlar kesilmez, şehirler yakılıp yıkılmaz. Barış, İslam devleti için uygun olduğu zaman yapılabilir.

Cihad, İslam’ı insanlara sunmak ve onları bu hak dine davet etmek için olduğuna göre, asıl olan bilgi ve kültüre dayalı  cihattır. Çağımızda her yerde fikir ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan hürriyeti esas alınmış, anayasalara girmiştir. Eğer bu ilke uygulanabilirse, İslam, kendini savunmanın ötesinde savaşmaz demektir. Çünkü her yere giderek dinini anlatmak, mümkün olacaktır. Maksat İslam’ı tebliğdir, zorla kabul ettirmek değil.

Görüldüğü gibi cihad sadece savaşmak demek değildir. Bu konudaki ayet ve hadisler göz önüne alındığında, cihadın çeşitlere ayrıldığını görürüz:

1- Nefse Karşı Cihat: En zor, en kalıcı, en devamlı cihad, insanın nefsiyle ve nefsinin kötü arzularına karşı yaptığı cihaddır. Müslüman, gerçek cihadı nefsine karşı verir. Nefsine karşı cihadı kazanamayan, düşmanın karşısına çıkmak için kendisinde güç ve cesaret bulamaz. Hz. Peygamber Tebük seferinden dönüşte ashabına şöyle buyurmuştu: " Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz".  Bu hadisinde Hz. Peygamber, en kalabalık bir ordu ile katıldığı Tebük seferini "küçük cihad" olarak vasıflandırırken; nefse karşı verilecek mücadeleyi "büyük cihad" olarak nitelendirmektedir. " Hakiki mücahid nefsine karşı cihad açan kimsedir"  hadîsi de aynı manayı ifade etmektedir.

2- İlim İle Cihat: Cihadın başka bir çeşidi de, az önce bahsettiğimiz gibi,  ilim ile yapılan cihattır. Dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi cehalettir. Hakka ulaşmak isteyen herkesin cehaletten kurtulması, ondan uzaklaşması gerekir. Bilginin ortaya koyduğu delillerin gönüller üzerinde icra ettiği tesiri silâh gücü ile temin etmek mümkün değildir. Onun için şöyle buyurulmuştur:

"Ey Muhammed! İnsanları Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış. Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir. " (en-Nahl 16/125).

3- Mal İle Cihat: Mal ile cihad, Allah Teâlanın insana ihsan etmiş bulunduğu mal ve servetin yine Allah (c.c.) yolunda harcanması demektir. Çünkü dünyada her iş para ile yapılmaktadır. Hakkın korunması ve zafere ulaşılması da yine paraya bağlıdır. Bunun için mal ile cihadın önemi büyüktür. Müslümanların, İslâmın yücelmesi hakkın muzaffer olması için her türlü mal, servet ve paralarını bu yolda fedâ etmeleri mal ile cihattır.

"...Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşın. Bilseniz bu sizin hakkınızda ne kadar hayırlıdır. " (et-Tevbe, 9/41).

4- Savaşarak Cihad Yapmak: bu da yukarıda anlattığımız cihattır ki tekrar etmeden birkaç ayetle bitirelim:

"Sizinle savaşanlarla; Allah yolunda siz de savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın." (el-Bakara, 2/190)

"Hoşunuza gitmediği halde, savaş size farz kılındı. Hoşunuza gitmeyen bir Şey, hakkınızda hayırlı olabilir. Hoşunuza giden bir şey de, hakkınızda kötü olabilir. Bunları Allah bilir, siz bilemezsiniz. " (el-Bakara, 2/216).

İslâm dini Müslümanlara şerefli bir hayat yaşatmayı hedef edinmiştir. Bu sebeple bu dinin emrettiği savaş, savunma savaşı, zâlimlerden mazlumları kurtarma savaşı, her yere adalet götürme savaşı ve Müslümanların haysiyetini koruma savaşıdır.

"Allah Teâlâ, Cennete karşılık müminlerin canlarını ve mallarını satın aldı. Onlar Allah yolunda savaşırlar. Savaş meydanında şehît ve gazi olurlar. Allahın bu öyle bir vâdidir ki, Tevratta da, İncilde de, Kuranda da sabittir. Kim Allahtan daha çok vadini yerine getirir? Yaptığınız bu hayırlı alış verişten dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur." (et-Tevbe, 9/111)

"Ey müminler! Sizi çetin bir azabdan kurtaracak bir ticaret yolu göstereyim mi? O da şudur: Allaha ve Rasûlüne iman eder ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşırsınız. Bir bilseniz bu iş sizin için ne kadar hayırlıdır. Bu takdirde Allah sizin günahlarınızı mağfiret eder, altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn Cennetlerindeki hoş konutlara koyar. İşte büyük kurtuluş budur." (es-Saf, 6/10-12).

"Siz de düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve (cihad için) başlanıp beslenen atlar hazırlayın". (el-Enfâl, 8/60)

Cihatta dikkat edilecek en önemli husus, iyi ve halis niyetle Allah için cihat etmektir. İşin içine menfaati, riyayı karıştırmamaktır. Allah, ancak kendi rızası için olan cihadı kabul eder. Nefsânî arzulardan, kavmiyetçi kinlerden, kabilecilik taassubundan kopan savaş, cihat değildir. O Allah Teâlâ’nın rızasına ve cennetine değil, gazabına ve cehenneme götüren savaştır. Rasûlullah (s.a.s.)ın torunu Hz. Hasan der ki: "Adam Allah uğrunda cihad eder. Halbuki bir kılıç vurmamış bulunur. Sonra Allah uğrunda cihadın hakkı da; hak ve ihlâsa yakın bulunması, haksızlıktan ve kötü niyetlerden gücü yettiği oranda kusur ve ilgisizlikten uzak bulunmasıdır."

 


Tüm Yazılar