www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Allah bir kuluna hayır dilediği zaman onun zenginliğini kalbinde yaşatır, ona kalp zengiliği verir. Takvayi yani Allah korkusunu gönlünde yerleştirir. Allah bir kuluna da şer dilediği vakit fakirliğini iki gözünün önüne getirip gösterir."
 
Video Yayınlardan Seçmeler

Namaz Mevzusu 1

Namaz Mevzusu 2

İnşirah Suresi

Ramazan Pak / Malın Korunması


 

misafirkalemlerİslam, malın korunması için birçok hükümler koymuştur. Bu hükümlere bağlı kalındığı takdirde, malı muhafaza etmek mümkün olur. Ayrıca her Müslüman bu hükümlere uymak zorundadır. Uyulmadığı takdirde bir çok maddi ve manevi müeyyide uygulanır. İslam’ın malı muhafaza konusunda aldığı tedbirler şunlardır :

1- Hırsızlık haram ve büyük günahlardan sayılmıştır: Kuran'da hırsızlık, şirk, adam öldürme ve zina ile birlikte zikredilmiştir. Hz. Peygamber, hırsızları lanetlemiştir. Eğer İslam, hırsızlık yapana el kesme cezası vermişse, bu onun mala, özellikle insan emeğine, alın terine ve mülkiyet hakkına verdiği değerden dolayıdır. Mal ve madde için el kesme cezasını ağır bulanların, mal ve madde için savaş yapılmasını, milyonlarca insanın bu uğurda öldürülmesini, mamur beldelerin harabeye çevrilmesini tabii karşılamalarını anlamak mümkün değildir. İnsanların huzur ve güven içerisinde yaşamalarının şartlarından biri de malı muhafazadır. Hırsıza öyle bir ceza verilmelidir ki, suçu işlemeden önce hırsızlık yapmasına mani olmalı, hırsızlık yaptıktan sonra da onu ıslah etmelidir.  Çarpma ve yankesicilik de, aynı sebepten dolayı hırsızlık gibi büyük günahlardan sayılmıştır.

 


 

2- Bir malı sahibinden zorla almak (gasp) haramdır: Kuran'da bu tür davranışlar kınanmış ve bu işe yeltenen çapulculara, zorbalara, haydutlara ve şakilere, herkese ibret dersi olacak ağır cezalar verilmesi emredilmiştir. İslam, mal mübadelesinin ve taşımacılığın güvenle yapılabilmesi için, yol emniyetine büyük önem vermiş, yol kesen eşkıyanın en ağır biçimde cezalandırılmasını istemiştir. Kuran'da şöyle buyruluyor : "Allah ve Rasulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde, (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası, ancak ya acımadan öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvalığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır." (Maide:33). Eğer böyle ağır cezalar konmamış olsaydı, yol emniyeti sağlanamazdı ve bu yüzden ekonomik hayat felç olur, huzur ve güven kalmazdı.

Yağma, talan, vurgun ve soygunu yasaklayan İslam, hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde, fertlerin helal yollardan sahip oldukları mallarının müsadere edilmesini caiz görmez. Haksız vergilerle halka zulmetmek de doğru değildir. Ancak toplumun maslahatı gereği, adil ve dengeli vergiler konabilir.

3- Ölçü ve tartıda hile yapmak haram kılınmıştır: Ölçü ve tartıda hile yapmayı yasaklayan İslam, bu işi yapanlara esef etmektedir. Peygamber Efendimiz: "Aldatan bizden değildir.” buyurmaktadır. (Müslim). Kuran'da ise şöyle buyruluyor: "İnsanlardan kendileri bir şey ölçerek aldıkları zaman tam alan, ama onlara kendileri bir şey ölçüp tartarak verdiklerinde, eksik tutanların vay haline. Bunlar büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?"(Mutaffifin).

İslam'da ölçü ve tartıda hile yapmak yasaklanmış, doğruluk ve dürüstlük emredilmiştir. Esasen verirken eksik, alırken fazla ölçmek ve tartmak, hırsızlığın bir başka çeşididir. Kuran'da şöyle buyruluyor: "Bir şeyi ölçtüğünüz zaman, ölçüyü tamam tutun, doğru terazi ile tartın. Böyle yapmak netice itibariyle daha güzel ve daha iyidir."(İsra:35)

4- Rüşvet almak ve vermek haram kılınmıştır: Rüşvet alan da veren de cehenneme gitmeye müstehak olur. Şeklen hediye gibi fakat mahiyet itibariyle rüşvet olan şeyler de, gerçek anlamda rüşvettir. Rüşvet, sadece iktisadi ve mali bir rezalet değil, aynı zamanda sosyal ve ahlaki bir kepazeliktir. Kuran'da şöyle buyruluyor :"İnsanların mallarından bir kısmını, bile bile günah işleyerek ele geçirmek için iş başındakilere yedirerek, mallarınızı haksızlıkla yemeyin."(Bakara:188). Bu ayet rüşveti yasaklamaktadır.

İş başındakilere ve selahiyet sahiplerine verilen hediyelerin de büyük bir kısmı rüşvet sayılmıştır. Zekât tahsildarları, bir takım hediyelerle döndükleri zaman, Hz. Peygamber: “Evlerinizde otursaydınız, bu hediyeler size verilir miydi?” diyerek, bunların rüşvet mahiyetinde olduğunu bildirmiştir.(Buhari).

 

Rüşvet almayı caiz kılan hiç bir sebep yoktur. Ancak rüşvet vermeye iki durumda müsaade edilmiştir;

a) Bir haksızlığı (zulmü) önlemek veya kaldırmak için başka çare yok ise,

b) Bir hakkı ele geçirmek için başka bir yol bulunmazsa.

5- Faiz ve tefecilik haram kılınmıştır: Faiz ve tefecilik kesin bir şekilde haram kılınmıştır. Kuran'da şöyle buyruluyor: "Ey İman edenler, Allah'tan sakının. İnanmışsanız, faizden arta kalan hesaptan vazgeçin. Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.”(Bakara:278). Peygamber Efendimiz de:"Faiz yiyene, yedirene, şahitlerine ve kâtibine Allah lanet etmiştir.” buyuruyor.

Tefecilik, darda ve sıkıntıda olanların, yoksul ve çaresizlerin bu durumlarından yararlanarak, onları sömürmek, köleleştirmektir ki, bu türlü kazanç haramdır.

Faiz yasağının bir çok hikmet ve sebepleri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

a) Faizli kredi kullananlar, faizi de maliyete ekledikleri için, bu fazlalık sonunda tüketiciden çıkmaktadır. Böylece zengin daha zengin, fakir daha fakir olmaktadır.

b) Faizci kapitalist sistemlerde, zengin fakir arasındaki refah farkı gittikçe büyüyeceği için, bunun sonucu sosyal bunalımlara, anarşi ve ayaklanmalara varmaktadır.

c) Faizsiz kredi, insanları birbirlerine yaklaştırırken, faiz uzaklaştırmakta, düşmanlık doğurmaktadır.

d) Faizcilik, toplum içinde faiz yiyip yatan, işsiz güçsüz ömür tüketen, topluma hizmetten uzak yaşayan bir sınıfın doğmasına sebep olmaktadır.

e) Faizli kredi ile çalışan bir kimse, gece gündüz çalışıp didinirken riziko içindedir. Faizci ise hem emeksiz, hem de endişesizdir. Bu durum kişilerin adalet duygusunu zedelemekte, ahlaka ve toplum dayanışmasına ters düşmektedir.

f) Faiz, haksız bir kazançtır. Çünkü faizci malının kârını değil, riske girmeden, fazlalık almaktadır ve bu fazlalık haramdır.

Faiz ödeyenin darda kalmış olması, onu günahtan kurtarabilir. Ancak bunun için bazı şartlar vardır:

1-  Faizli borç almanın sebebi zaruret veya haklı bir ihtiyaç olacaktır. Lüks harcamalar, ruhsat kapısını açmaz.

2- Daha önce bütün kapılar çalınacak, faiz vermeden ihtiyacı giderme yolları aranacaktır. Bu konuda zengin Müslüman’ların yardımcı olmaları gerekir.

3- Alınan borç, zaruret ve ihtiyaç miktarını aşmayacaktır.

 

Kullanıcı Girişi



Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün143
mod_vvisit_counterDün264
mod_vvisit_counterBu Hafta1686
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2432
mod_vvisit_counterBu Ay10265
mod_vvisit_counterGeçen Ay9299
mod_vvisit_counterToplam98113

Online (20 dakika önce): 18
Sizin IP'niz: 38.107.191.106
,
Bugün: Tem 30, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color