Şirk, Yüce Allah’a ortak koşmak, ona ait bir yetkiyi başka varlıklarda görmektir.
Şirk, en büyük zulümdür. Zulüm ise hakkı çiğnemek ve haddi aşmaktır. Zulmün olduğu yerde anarşi, terör ve her türlü kötülük vardır. Merhum Elmalılı Hamdi Yazır: “ Izdırab-ı beşerin sebebi şirktir.” Yani insanların acı çekmelerinin sebebi Allah’a ortak koşmalarıdır diyor. Bugünkü huzursuzluğun, sıkıntıların, acıların gerçek sebebi Allah’a ortak koşulmasıdır. Yine bugün insanlar huzursuz ve mutsuz ise bunun gerçek sebebi şirk ve tevhitten uzaklaşmalarıdır.
İslam şirki şiddetle mahkûm eder. Onun hiçbir konudaki mücadelesi, şirki yok etme mücadelesi kadar şiddetli olmamıştır. Tarih boyunca Âdem (as) den, Muhammed (as) a kadar bütün peygamberler tevhit mücadelesi vermişlerdir. Yani bütün peygamberler şirki, küfrü, batıl inançları yok etmek ve tevhit inancını yerleştirmek için mücadele vermişlerdir.
Tarihe baktığımızda Yüce Allah zaman zaman müşrikleri cezalandırmıştır. Mesela yıllarca tevhit inancına davet eden Nuh (a.s.) a kavmi inanmamış hatta “Getireceğin azabı getir de görelim” diyecek kadar aşırı gitmişler, Yüce Allah da onları meşhur Nuh tufanı ile yok etmiştir.İnsanların kurtuluşu, huzur ve saadeti iman ve salih amele bağlıdır.
Şirke yol açan birçok sebep vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1-Şuursuzluk ve peşin hükümlülük:
Müşrikler, şuursuz, düşüncesiz ve peşin hükümlü insanlardır. Aynı zamanda müşrikler, zanna ve tahmine dayanırlar. Muhakeme güçleri zayıftır. Kuran’da bunların özellikleri hakkında bilgi verilmektedir. Mesela Âd kavmi, kendilerini Allah’ın birliğine, imana davet eden Hud (a.s.) a: “ İster öğüt ver, ister öğüt verme, bizce müsavidir.”(Şuara:136) demişlerdir. Yine Kuran bunlar hakkında “Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar, akıllarını kullanmazlar.” (Bakara:171) buyurmaktadır. Günümüzde de müşriklerin, akıllarını kullanmadıklarını, hevâ ve heveslerinin esiri olduklarını, hatta köle ruhlu olduklarını görüyoruz.
2-İnsanların hevâ ve heveslerine tabi olması:
Bu durumu bize Kuran haber verdiği gibi, tarihi tecrübeler de bu hakikati doğrulamaktadır. Kuran’da şöyle buyruluyor: “ Onlar yalnız zanna ve nefislerinin arzusuna uymaktadırlar”.(Necm:23).
“ Baksana şu arzularını tanrı edinenlere.”(Furkan:43).
Gerçekten bugün dünyaya baktığımızda, kâfirlerin çoğunun nefsinin, şehvetinin, malının, servetinin esiri, kulu kölesi olduklarını görürüz.
3- Kibir:
Hükmetme, güçlü olma duygusu, lüks ve israf içerisinde yaşama arzusu da kişiyi Allah’tan uzaklaştırmakta şirke götürmektedir. Halkının yalnız kendisine boyun eğmesini isteyen Firavun, âdeta tanrılığını ilan edercesine: “Ben sizin en büyük rabbinizim” (Zuhruf:51) demişti.
Âd kavmi de kibir ve gurura kapılarak “Bizden daha kuvvetli kim vardır” (Fussılet:159) diyerek peygamberlerini inkâr etmişlerdi.
4-Taklitçilik:
Önceki gelenleri taklit, şirkin bir başka sebebidir. Antik çağda müşrik toplulukların çoğu, geçmişlerine olan saygıyı, atalarına tapma derecesine vardırmışlardır. “Biz atalarımızı bu şekilde bulduk”(Şuara:74) diyerek peygamberlerini yalanlamışlardır. Şu bir gerçektir ki, taklitçi düşünmez, taklitçi bir şeyin doğru mu yanlış mı olduğunu araştırmaz. Sadece başkalarına özenir.
5- Baskı ve Zulüm:
Hüküm ve otorite sahiplerinin fiili baskıları, şirkin devamının sebeplerinden birini teşkil eder. Hz. İbrahim, putlara karşı çıktığı için ateşe atılmıştı. Tabi bu durum pek çok kimsenin korkmasına ve mevcut duruma boyun eğmesine sebep olmuştur. Firavun da Hz. Musa’ya ve inananlara akla hayale gelmeyen baskılar yapmıştı.
Ancak zulüm sonsuza kadar devam etmez. Hak, bir gün mutlaka galip gelir.
6- Lüks ve israf içinde yaşamak:
Bolluk içerisinde yaşayan insanlar, zamanla Allah’a kul olduklarını unutur, içinde bulundukları nimetleri, kendi güçleri ile elde ettikleri zannına kapılırlar. Bugün Batı’da her şey sanki Allah yokmuş gibi olup bitiyor. Resmen dini kabul edenlerin çoğu, fiilen inanmıyorlarmış gibi yaşamaktadırlar. Günümüzde lüks ve israf içinde yaşayanların çoğu Allah’tan uzak bir hayat yaşamaktadırlar. Karun da serveti yüzünden Allah’ı unutmuştu.
7 - Şeytanın aldatması:
İnsanlara her türlü kötülüğü telkin eden şeytanlar, şirke düşmesine, yoldan çıkmasına da sebep olurlar. Şeytan, insanın en belirgin düşmanıdır. İnsanın en çok mağlubiyeti, nefsine karşı olmuştur. Bu yüzden en büyük cihat nefse karşı olan cihattır.
8 - Aşırı tazim:
Bir varlığa aşırı saygı göstermek, zamanla onu ilahlaştırmaya yol açabilir. Mesela Hıristiyanlar Hz. İsa’yı, Yahudiler Uzeyr (a.s.) ı ilahlaştırmışlardır. Her hangi bir varlığa olduğundan fazla değer vermek, ona saygı değil aksine kötülüktür.
9 - Aşırı sevgi:
Aşırı sevgi insanın gözünü kör eder de gerçekleri göremez olur. Öyle ki, bu sevgi kişiyi yoldan çıkarır ve başka bir varlığı Allah sever gibi sevmeye başlar. Bu gün pek çok insan, liderini, partisini veya aşkını Allah sever gibi sevmektedir.
.
|