www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Mescidlere devam etmeyi alışkanlık haline getiren bir adamı gördüğünüz zaman, onun gerçek mü'min olduğuna şahitlik ediniz". Allah Taâlâ şöyle buyurur: "Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar onarırlar. İşte onlar, doğru yolu bulanlardan olabilirler"
 
Yaşar Alpaslan Hoca IV PDF Yazdır e-Posta



Image Yıllar sonra DYP iktidar ve gene İmam Hatip Lisesi öğretmenleri için sürgün listesi hazırlanıyor. Kambersiz düğün olur mu, biz de varız liste içinde.

Yaşar Alpaslan Hoca’nın haberi oluyor ve koşuyor.

-Yahu o adam hoca, siyasetle uğraşmaz, halka vaaz eder, faydalı olur. Ondan ne istiyorsunuz? der.

Onlar da:
 
- Biz onun siyasetle uğraşmadığını biliyoruz ama  “Falanca Vakıfta” liderimizi tenkit ettiğini duyduk, derler.

- Tamam, ben kefilim, bir daha oralarda konuşmaz, der.

Bu arada onlar da kendi aralarında bölünürler ve “başımıza iş açmayalım” diyerek bu işten toptan vaaz geçerler.

Yaşar Alpaslan Hocam bana gelerek dedi ki:

-Vaazına devam et ama, bir daha falan vakıfta bu sene konuşmayacaksın.
- Hayırdır inşallah abi, nerden icap etti şimdi bu?
- Karıştırma. Ben senin adına birilerine söz verdim. Beni yalancı çıkarmazsın herhalde?
- Emrin olur abi!

Dünya böyle işte. Ve siyasetin cilveleri çok yaman. Devamlı hocalarla uğraşan o ekibin başı, daha sonra o hocaların desteklediği partiye geldi ve büyük itibar gördü, hatta milletvekili adayı veya aday adayı oldu. Varsın görsün, varsın olsun, ayıp değil. Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmazmış. Ama bu tecrübeler de bir fikir vermeli herhalde bu işler yapılırken.

Nerde!

Sonra o parti de kendi içinde ikiye bölündü ve hocalarla berber partililer de ikiye ayrıldı. Aynı davanın adamları şimdi iki parti halindeler ve birbirlerine karşı amansız ve nahoş bir muhalefeti, hem de “Bizans’ın Çocukları” gibi, “Yahudi Uşakları” gibi insafı zorlayan bir üslupla devam ettiriyorlar. İlle de biri. Acı! Çok acı.

Siyasiler içinde hala temiz kalabilmiş, ahlaklı, olgun, vatanına milletine hizmet etmek isteyen iyi niyetli insanlar yok mu?

Neden olmasın, elbette vardır.

Ama “Başka hiçbir kaygı taşımadan, sırf  Allah rızası için siyaset yapan birileri var mıdır?” diye sorulacak olursa cevabım, “getirin o ideallerimizden başka amacımız olmayan hülyalı ve idealist gençliğimizi, size o günlerin coşkun ve esrik başıyla ‘evet’ diyeyim” olacaktır. Ama saçımızın sakalımızın ağardığı şu yaşımıza gelince, bu tür söylemlere tebessüm etmekten başka yapabileceğimiz bir şey kalmıyor.

Haklarını yemiş olmayalım, yaşanan gerçeklerden bittecrübe tahsil edilen kanaatlerdendir ki nefs-i emmaresini yenerek raziyye ve marziyye makamlarında sabit  kadem olmuş olmak gerek olan öyle şahsiyetler, bütün amaçları rü’yetü-l gayr’i yere çalarak ittibay-ı heva ve hubb-i dünya’dan uzak olmaya çalışan ehl-i tekâyâ ve hângah ve dergah arasında bile bulunmazken, bütün bütün menfaat saikiyle seyr-ü süluk edilen, ifrit ve cinlerinin dahi cirit attığı devlet ve hükümete giden yolda bir iktidar kapısı olan meydan-ı siyasette bulunur diye beklemek, hele hele de “uluhiyyet”ten bir parça olan “hakimiyyet”i kendinde gören böyle laik ve seküler bir sistemde, şeytanlardan nedamet ederek birr-ü takvada evliya ile yarışmalarını beklemek gibi bir şey olsa gerektir.

Her ne ise, bu ahvalin hamuru çok su götürür. Biz onu bırakalım da asıl mevzumuza bakalım.

İşte Yaşar Alpaslan Hoca böyle biridir. Dostlarıyla ilgilenir, kültür ve sanatla ilgilenir, vakıflarla ilgilenir, hizmetlerle ilgilenir, üniversite ve yabancı hocalarıyla ilgilenir. Şehrin kadim sakinlerinden olduğu için Maraş’ı ve Maraşlıyı iyi bilir ve bu bilgiyi hayırlı işlerde iyi kullanır.

Eskiler “kalabalıkta tevazu göstermek, kibir alametidir” demişler ve dahi ağızları şeker şerbet yesin içsinler, hikmet söylemişlerdir. Buna binaen böyle aleni yerlerde tevazu göstermek pek hoşuma gitmese bile, yine de bir vazife-i edep olarak diyeyim, layık olmasam da bazen sıhhatimi sorar ve “Kendine iyi bak, sağlığını koru, sen sadece kendin değil, aynı zamanda Maraş’ın hocasısın. Bize gereksin.” Diye tenbih ederdi.

Bu, ehl-i himmet bir yiğidin engin gönlünü gösterir güzel bir alamet ve işaret değil midir?

    
 

Kullanıcı Girişi



Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün132
mod_vvisit_counterDün264
mod_vvisit_counterBu Hafta1675
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2432
mod_vvisit_counterBu Ay10254
mod_vvisit_counterGeçen Ay9299
mod_vvisit_counterToplam98102

Online (20 dakika önce): 8
Sizin IP'niz: 38.107.191.106
,
Bugün: Tem 30, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color