www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez."
 
Dostum Haydar Erşahin (rh.a.) - 2 - PDF Yazdır e-Posta

ImageHaydar Bey kardeşimi ilk tanımam sanırım 1980 yılındaydı. Andırın Lisesi, daha sonra orta okulunda din dersi öğretmenliğinden Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesi’ne meslek dersleri öğretmeni olarak tayinim çıkmıştı.
 
Çocukluğumda okuduğum bir yılı saymazsak, bu benim Kahramanmaraş’ta ilk uzun kalışım oluyordu. Bazı akraba ve baba dostlarını saymazsak, bu şehirde çok tanıdıklarım yoktu o zamanlar. Yavaş yavaş yeni dostlar ediniyordum. İlk dostlarım arasında “Şekerci Arif Efendi” diye bilinen “Arif Şekerleme”den muhterem Arif Aktolun abim vardı. Onun da vesilesi soy ismi idi. Yani kayınbabam ile amca oğulları idiler.

Sonra Saçmalı İsmail abiyi, Bakkal Mehmet abiyi, Kadir Çavuş Hocamı, Tenekeci İsmail Efendiyi tanıdım ve çok sevdim. Sağlıkçı İsmail abi ile Kırederci Mehmet efendi baba dostlarım olan iki muhterem insandı. Derken Ali Parlak Hocamı, Adil beyi, Mustafa Kiraz kardeşi, Safa Diş ve kardeşlerini, Vakkas hocayı tanıdım. Maraş’a gelirken Ahmet Sürücü’nün adını almıştım, onu tanıdım. Derken suya atılan taşın çıkardığı halkalar gibi dostlar çoğaldı gitti.


İlk defa nerede ve nasıl oldu bilmiyorum ama, bunlarla düşüp kalkarken Haydar Beyi tanıdım. Aramızda inanılmaz bir hızla çok güzel bir dostluk gerçekleşiyordu. Tamamen Allah Teâlâ rızasına dayalı, ivazsız garazsız bir dostluk. Haftanın birkaç gününde bir oluyorduk. Gündüzleri daha çok Arif âbinin dükkanında, geceleri de evlerimizde doyumsuz sohbetler oluyordu.

Onu niye bu kadar sevmiştim?

Bunun maddî ve manevî bir çok sebebi vardı.
Maddî sebeplerin başında belki de aynı mahalleden sayılmamız gelirdi. Ben de çocukluğumda Nahırönü’nde kalmış ve bir sene Dumlupınar ilkokulunda okumuştum. O da aynı mahalleliydi. O ilk tanıştığımız yıllarda benim evim de sokak başındaydı ve birbirimize yakın sayılırdık. Yaşlarımız da aynı sayılırdı. Eşlerimiz de birbirlerini çok sever ve sayarlar, iyi geçinirlerdi. Örf, adet ve çocuklardan yana uyum içindeydik.

Manevî sebeplere gelince, bir kere tahsilimiz ve kültür yapımız, okuduğumuz kitaplar, sevdiğimiz yazarlar, davamız, maddî ve manevî iklîmimiz, hizmet ve sorumluluk anlayışımız sanki aynı idi. aynı şeyler bizi sevindirir veya üzerdi. Aynı cemaatten idik. Birbirimizin rengine boyanmıştık adeta. Aynı duygular dalgalanırdı göğsümüzde.
 

 

 

Kullanıcı Girişi



Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün143
mod_vvisit_counterDün264
mod_vvisit_counterBu Hafta1686
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2432
mod_vvisit_counterBu Ay10265
mod_vvisit_counterGeçen Ay9299
mod_vvisit_counterToplam98113

Online (20 dakika önce): 18
Sizin IP'niz: 38.107.191.108
,
Bugün: Tem 30, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color