| Dostum Haydar Erşahin: Ailesi - 3 - |
|
|
|
|
Ben de sormak ihtiyacı duymamıştım hiç. Hem huyum değil, hem de dolu dolu geçen bereketli sohbetlerimiz, gerek bırakmazdı bu tür ayrıntıları öğrenmeye. Geçenler geçmişti ve bizler işte şimdi yaşıyorduk hayatı. Memnunduk, mutluyduk, konuşacak dünya kadar meselemiz vardı. Ne gerek vardı eskileri deşmeye... Haydar Bey’in babasını tanımadım. Annesi uzun yıllar yanında kaldı. Kendisi ve hanımı az bakmadılar o yaşlı ve hasta kadına. Oradan çok büyük sevaplar almışlardır inşallah. Annesi her yaşlı ve hasta gibi ilgi ister, o da bildiğim kadarıyla eksik etmezdi. Bir gün şöyle anlatmıştı. “Annem durmadan ilaç kullanır. - Yapma anne, bu zararlı bir şey derim, - Bak anne, sana çok faydalı yeni bir hap aldım. Bunu her gün yutarsan hiçbir şeyin kalmazmış. Tadı da fena değil. Anam bu şekerleri aylarca yuttuı ilaç diye. Hiç olmazsa yan tesirleri yoktu ilaç gibi. Bir gün yine hastalık ve ilaçlardan konuşurken, Hay demez olaydım. Kızdı ve bir daha da bonibon yutmadı. Çenem durmadı ki. Nene gerek senin. Varsın hap diye şeker yesin… Daha sonra abisi Mehmet Efendiyi tanıdım. Bir kardeşi Ankara’da yaşarmış, vefatında öğrendim. Sonra bazı akrabalarını tanıdım. Bir erkek, bir de kız, iki gül koncaları vardı. Aradan yıllar geçti, bizimkiler gibi o yavrular da büyüdüler, okudular, evlendiler, ev bark sahibi oldular ve çoluk çocuğa karıştılar. Dün oğlu Alper’e baktım, babasıyla tanıştığım yaşa gelmişti. “Dostumun ciğerparesi” dedim ve duygulandım. Yarın ben öldüğümde sanırım o da mezarımın başında “Babamın dostuydu” diyerek duygulanacaktır… Ömür, güneşte kalmış kar gibi, sessiz ve derinden eriyip gidiyor. Gittiğinde de geriye, kimi zaman sevgiden, kimi zaman hüzünden, kimi zaman pişmanlıktan, kimi zaman ayrılıktan ötürü içine ya da dışına akıttığı, tez kuruyacak birkaç damla göz yaşından başka bir şey bırakmıyor. Sonrası hayal, ya da sanal. Bir varmış, bir yokmuş… Bizi tanıyanlar da aynı akıbete maruz kaldıklarında, artık o bile kalmıyor geride. O zaman “bir varmış” da gidiyor ve sürekli “yokmuş” kalıyor insan. İnsan bizim yaşlara geldi mi, önünde de arkasında da bir sürü dost olunca, öteye mi gitse, beride mi kalsa, bazen şaşırıp kalıyor. Bereket istikamet mecbûrî de, şaşkınlık uzun sürmüyor.
|






![]() | Bugün | 143 |
![]() | Dün | 264 |
![]() | Bu Hafta | 1686 |
![]() | Geçen Hafta | 2432 |
![]() | Bu Ay | 10265 |
![]() | Geçen Ay | 9299 |
![]() | Toplam | 98113 |





