www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Resûlullah (a.s) buyurdular ki: Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir."
 
Dostum Haydar Bey: Dünya Görüşü -10- PDF Yazdır e-Posta

ImageHaydar Bey’in  dünya görüşü kısaca İslam idi. Ona göre din, sadece iman ve ahlak değil, yaşanan bir hayattı. Din, hayat için vardı. O yüzden, içinde yaşanan hakikat olmayan iddialara o masal ve menkıbe gibi bakar, ciddiye almazdı.

Hayat, iman ve cihattı. Ama cihat, fedekarlık isterdi. Böyle değilse, bir kısım soytarıların çıkarak lafazanlıkla davayı istismar etmelerini hoş görmemek gerekirdi. Bizim azimli ve fedakar, basiretli ve maneviyatlı ehl-i sünnet liderlere ihtiyacımız vardı. Nabza göre şerbet dağıtan “cakkavı”lardan ümmete hayır gelmezdi. Humeynî’yi ciddiyet, vakar, azim, fedakarlık ve zühdünden dolayı severdi.

Bazen böyle der, sonra da: “Buna da şükür, ne yaparsın, iş ciddiye binse, yanında kimse kalmaz. Kimseyi suçlamaya hakkımız yok” derdi. Bu da onun engin müsamahası idi.

Haydar Bey kendisini tanıdığımdan beri Necmeddin Erbakan’ı ve hareketini desteklemiştir. Sanırım son seçimlerde oyunu Recep Tayip Erdoğan’a vermiştir. Biz her mevzuyu konuşurduk ama, politikada “şöyle yapalım” diye birbirimize bir çift söz etmezdik. Bunu zait görürdük. Hiç söz konusu etmeden, aynı şeyleri yapardık.

Partizan değildi. Başka partilerden de arkadaşları vardı. Sohbetlerimizde politika az konuşulurdu. En iyilerinin bile iş başına gelince davadan taviz vererek eş dost ilişkilerine değer vermelerinden şikayet ederdi. “Ama ne yaparsın, milletin hali malum” derdi. “Çok dürüst adamlar da bunların işine gelmez” derdi.

Haydar Bey’in  kendi cemaati dışındaki cemaatlara bakışı da müsbetti. Herkesin bir eksik yönü varsa da, bir farklı ve üstün yanı da vardı. Meşrepçilik taassubuna karşı idi. Ne kadar çabalasak da bu taassubun bütün bütün yok olacağına inanmazdı.

Bedîüzzeman Said Nursî’yi severdi. Onun şakirtleri nurcuları da severdi. Fethullah Gülen Hoca Efendi’ye karşı saygılı ve sevgili idi. hizmetlerini takdir ederdi. Süleyman Hilmi Tunahan Efendinin ve cemaatinin hizmetlerini de takdir eder, ancak onların politik çizgilerini beğenmezdi. “Fakat onlar da bir şekilde hizmet ediyorlar” derdi.

İmam Hatip Lisesi onun yanında mübarek bir yuva idi ve memlekete çok hizmetler etmişti. Bu milletin o okullara çok şeyler borçlu olduğunu kabul ederdi. Darbelerde dindarlara gelen baskılardan üzülürdü.

Sosyalist çizgiyi sevmezdi. Ama “solcular arasında da mert ve doğru insanlar var” dediği de olurdu. Irkçılığı sevmezdi. PKK ve diğer terör örgütlerini lanetlerdi. Ama onların çıkışlarında ve faaliyetlerinde bir kısım derin oyunların varlığına kani idi.

Milletin ve ümmetin bugünkü halinden dertliydi ama, istikbalin İslam açısından iyi olacağına inancı tamdı. Bazen Mehdi’yi bekler bir havası vardı.

Gönlünün en mutena köşesinde ise daima Sultanu’l ‘Arifîn Mahmut Sâmi Ramazanoğlu kuddise sırruh hazretleri vardı. Ondan sonra Musa Topbaş ve Osman Nuri Efendileri sevmiştir. Onu tanıdığım günden beri “Altınoluk” dergisinin abonesidir. Oradaki yazılarımı okumuştur. Belki bazı kitaplarımı da okumuştur ama bir gün de “eline sağlık, şurası iyi olmuş, şurası kötü olmuş” diyerek bir değerlendirme yaptığını duymadım.

Bir gün fakirhanedeydik. İslamî hareketler üzerine konuşuyor ve hizmet şeklini tartışıyorduk. Laflar uzayınca ben kalktım ve kitaplıktan “İslamlaşma Bilinci”ni aldım. Sanırım yeni çıkmıştı ve Haydar Bey onu görmemişti. Ben de hiçbir kitabımı doğrudan ona verip “al, bu benim kitabım” dememiştim galiba.

Dedim ki, “Arkadaşlar, bu konuda Haydar Bey’e bir yazı okutacağım. Uzun da değil. Lütfen dinleyelim.”

Sağ olsunlar, sükut ettiler ve o da oradan seçtiğim “Hareket Bilinci” yazısını okudu. Bittiğinde, kim yazmış diye merak edip bakmadan kitabı bir yere koydu ve “Ne tartışıyoruz ki? Adam ne söylenecekse hepsini bir çırpıda söylemiş işte.” Dedi.

Bu sözler, Haydar Bey’in yazılarım hakkında sanırım farkında olmadan yaptığı ilk ve son değerlendirme veya yorumdu…

Ey sevgili dostum Haydar Bey! Beni ne kadar sevdiğini bilirdim. Benim de seni ne kadar sevdiğimi sen bilirdin. Ama sünnete uyarak bir kere olsun birbirimize “seni seviyorum” demedik. Tabi ki iyi etmedik.

Şimdi ben hatamı telafi ediyorum ve diyorum ki, “Sevgili dostum Haydar Bey, ben seni çok seviyorum. Seni hiç unutmayacak ve hep dua edeceğim. İnanıyorum ki yakında tekrar buluşacak ve muhabbetimize kaldığımız yerden devam edeceğiz.”

Ey merhametliler merhametlisi güzel Allah’ım! Dostum sana emanet.

(SON)

 

Kullanıcı Girişi



Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün136
mod_vvisit_counterDün264
mod_vvisit_counterBu Hafta1679
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2432
mod_vvisit_counterBu Ay10258
mod_vvisit_counterGeçen Ay9299
mod_vvisit_counterToplam98106

Online (20 dakika önce): 12
Sizin IP'niz: 38.107.191.107
,
Bugün: Tem 30, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color