www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez."
 
Ahmet Çelik VI. Sosyal Hayatı PDF Yazdır e-Posta

ImageAhmet Çelik kardeşimin sosyal yanı güçlüdür. İçe kapanık biri değildir, cemiyet adamıdır. Zaten bir hocadan da bu beklenir değil mi?

 

Ya da şöyle söyleyelim; içe dönük yaşamak da güzeldir, sürekli kendini kontrol etmeli insan, niyetlerini, sözlerini, işlerini gözetlemeli, sorgulamalı yani, muhasebesini yaparak gözden geçirmeli, kalbî kıvamına bakmalı, aşkını, ihlasını, ihsanını yoklamalı, riya, süm’a, ülfet, hubb-i dünya ve cah gibi kanser başlangıçları varsa erken teşhis etmeli, manevî sağlığını da korumalı maddîsi kadar, ama bütün bunları yaparken, maddî yanını, cemiyet tarafını, toplumsal görevlerini de ihmal etmemelidir. Birinci yan her mü’min için, ikinci yan ise her hoca için “olmazsa olmaz”lardandır. Başarı ve onunla gelen mutluluk, bilindiği gibi biraz da zıtların ahenkli birlikteliklerindendir.

 


İnsanlarla rahat ilişki kuran bir yapısı vardır Ahmet Çelik  kardeşimin. Doğrusu maddî ve manevî yapısı da buna yardımcıdır. Yani yumuşak bir ses, yakışıklı bir yüz, uyumlu bir beden yapısı ile tatlı bir dil, güler bir yüz ve iyi bir giyim kuşam birleştiğinde, ortaya sevimli bir insan çıkıyor. Bunun üstüne ilim ve ahlak tacını da koyduğunuzda, ortaya dinimiz ve mesleğimiz adına bir şeker topağı çıkmaz mı?

 

Ahmet Hocam kendisiyle barışık bir insandır. Öyle halledilmeyecek sorunları, bunalımları, çatışmaları yoktur içinde. Daha önce de bahsetmiştik, bir aile reisi olarak rahattır. İyi bir evlat, iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir akrabadır. Ekonomik bir sorunu da yoktur. Özellikle Avustralya’daki görevi esnasında yaptığı tasarrufları güzel değerlendirmiştir.

 

Bütün bunlar iyi bir insan olmanın da anahtarlarıdır herhalde. Dostlarına vefalıdır. Hayatın zorluğu, günlük telaşın dağdağası arasında zaman zaman biz de dostlarımızı arayıp sormada ihmalkarlık ederiz, iade-i ziyaret sünnetinde gevşeklik yapabiliriz. Ama bir dostumuzu temelli arayıp sormazsak, unutmuşsak hatta, başına bir sıkıntı geldiğinde yanında olmazsak, işte bu ilişkilerde bir eksikliktir, bir vefasızlıktır. Bildiğim kadarıyla Ahmet Hocamda bu kadarı olmaz. Ondan eksiği de görev icabıdır diyebiliriz. Gerçekten meşgul bir insandır. Görev gereği değişik kesimlerden birçok insanla ilişki kurmak zorundadır. Hele bir de kendi şehrinde görev yapınca, fazladan gelen veya plan dışında kalan bir çok hizmetlere hayır demek daha bir zor oluyordur.

 

Mesela bize iki yıldır, belki de üç yıldır balkonunda çiğ köfte yedirme sözü var, ama bir türlü gerçekleşmedi hala. Daha evvel orada çok yedik benzerini, ama bu köfte bizim için “arz-ı mev’ud” gibi hakkımızdır. Hz. İsa’ya gökten inen “Maide”de “kızartılmış balık vardı” diyen müfessirler varsa da, benim gönlüme kalsa “çiğ köfte”yi tercih ederdim. Eğer yedirmeden Çankaya’ya giderse, muhalefetle beraber olur, indiririz onu oradan, haberi olsun!

 

Ben hocamı iyi bir idarecidir diye bilirim. Gittiği yerlerde başarılı olması da bunu göstermez mi? Son yedi yılına biz de şahidiz. Personeline değer verdiğini, onları iyilikte taltif ettiğini, hoşa gitmeyen durumlarda kırmadan, incitmeden uyarmaya ve doğrusunu göstermeye çalıştığını zaman zaman bizzat gördük. Altları ve üstleriyle ilişkisinde dengeli ve sorunsuzdur sanırım. Yani ben bu alanda da çok rahat gördüm onu.

 Bir müşahedem de şudur; olmayacak konuyu gündeme getirmez. Gelmişse, “ille de olsun” diye ısrar etmez. Hizmet için bile olsa, neticesiz işe girişmez. Sorarlarsa her makama doğru bildiğini ve faydalı gördüğünü söyler, ama kabul edilmezse sorun etmez, umursamaz. İnsanlarla rahat görüşür, konuşur. Bu noktada itikadî, fikrî, siyasî ayrılıkları ilişkilerine perde yapmaz. Sevdiğine ikram eder, iyilik yapar, ama bunu bağıra çağıra yapmaz. İdarî işlerde kurumlar arasında uyumludur, sorun çıkarmaz. Çıkmışsa, sühuletle çözmeye çalışır, olmazsa da zorlamaz. Ancak yumuşak görüntüsünün altında yerine göre balyoz gibi sert vuran bir ağırlığı da vardır.  O zaman Ziya Paşa’yı hatırlamak gerekir: Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından,Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir. 

Öteden beri politikayla fiilî olarak ilgilenmez, oy verdiği partiyi reklam etmez, ama Türkiye siyasetini de yakından takip eder. Fakat değerlendirmelerini çok yakın bir dost çevresinin dışına pek taşımaz. Bu da onun mesleğine saygısından kaynaklansa gerektir. O, herkesin hocası olmak ister. Hangi partiden olursa olsun, yanına gelen veya karşılaştığı politikacılarla rahat ve sıcak ilişkiler kurar. Bu konuda kırıcı, itici, dışlayıcı bir tavrı yoktur. Aslında bu kelimeler hayatında bütünüyle yoktur.

 

Ahmet Hocam gerçi bize en son çiğ köfte borcunu vermemiştir ama, hakkını yemeyelim, misafirperverdir. Hem evine gelenleri, hem de dışardan kurumuna gelenleri güzel ağırlar, memnun eder. Davete de icabet eder. Bir araya geldiğimizde çok tatlı sohbetlerimiz olduğunu daha önce yazmıştım.

 

Yanına gelen fakir fukaraya hürmet eder, elinden gelirse iyilik eder, yol yordam gösterir. Köyde her yolunu kesenle konuşur, hal hatır sorar. Mütevazidir. Karşılaştığında güler yüzle selam alıp verir. Kendisine hiç demedim ama kimden gördü de beğendi bilmem, tokalaşmadan sonra kafa toslamasından bîzârım.

 

İşinin de bir gereği olarak kılık kıyafetine önem verir, temizliğine dikkat eder. Hastalıklara karşı tedbirlidir. Bir gün soluk soluğa misafir olduğumuz eve girdiğini görünce, “hayırdır” der gibi gözüne baktım. Güldü ve: “Ben bazen merdivenleri koşarak çıkarım kalbimi yoklamak için” dedi. İyi vallahi.

 

Sevgili hocamın dini yaşantısını ve ahlakî özelliklerini yazmaya gerek duymuyorum. Zaten mesleği ve daha önce yazılanlar, kısmen bu konuda bir fikir verirler.

 

Bu kadarcıkla yetinerek yazımın sonunda değerli hocam ve kıymetli kardeşime yeni görevinde başarılar dilerim. Sürç-ü kalem ve kelam etti isem af ola. Başkaları katılır veya katılmaz, başkaları için bunlar doğru veya eğri olabilir, ama benim gözümdeki Ahmet çelik kardeşim işte böyledir.

 Biz gideriz, amma bu kubbede sesimiz baki kalsın isteriz. Bu yazdıklarım aramızdaki muhabbetin tarihe teslim edilmiş bir vesikasıdır. Maraş semalarında inşallah baki kalır. Hem bu muhabbet madem Allah içindir, öyleyse O Allah Teâlâ’dan dünyamız ve ahretimiz için bu sevgiyi vesile ederek çok şeyler isteyebilir ve bekleyebiliriz. “Ben kulumun zannı üzereyim” diyerek bizleri sevindiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. 

(Son)

 

Kullanıcı Girişi



Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün150
mod_vvisit_counterDün264
mod_vvisit_counterBu Hafta1693
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2432
mod_vvisit_counterBu Ay10272
mod_vvisit_counterGeçen Ay9299
mod_vvisit_counterToplam98120

Online (20 dakika önce): 19
Sizin IP'niz: 38.107.191.106
,
Bugün: Tem 30, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color