www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Siz şu ayı güçlük çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de açıkça göreceksiniz. Güneş doğmadan ve batmadan önceki namazları kaçırmamak elinizden geliyorsa, kesinlikle kaçırmayıp kılınız."
 
Güzel Bir İnsandı Vehbi Şirikçi V. PDF Yazdır e-Posta
ImageHac’dan döndükten sonra sanki yeniden tanıştık Vehbi ağabeyle. O Bonmarşe’de çalışıyordu. Bizim evimiz de o zaman Sokakbaşı’ndaydı. Okuldan gelirken veya çarşıya çıkınca hemen karşılaşırdık onunla. Sıcak çaylarımızı yudumlarken demli sohbetlerimiz olurdu.

Bu sohbetlerin ana konusu hac hatıralarıydı. O tatlı tebessümüyle bir başladı mı bitiremezdi oraları anlatmaya. Aman Allahım, bu adam nasıl da aşıktı oralara?

Neden?
Araplar, “şerefül mekan, bil mekin” derler. “Mekanın şerefi oturandandır” demektir. Bir adam oraları neden sever belli değil mi? Bu da Allah Teâlâ ve Resulünün sevgisinin delili değil mi?

Tabi bu arada başka konular da konuşuruz. Bu konular bazen eski Maraş ve adamları, hoca efendiler, ilim tahsili, ortak dostlar, tasavvuf, musiki, kitaplar, hizmetler, yer yer siyaset, yönetim, İslam dünyasının ve ülke müslümanlarının dertleri, ticaret, muamele temizliği, edep, nezaket ve terbiye… gibi çok karışık ve değişik konular olurdu.

Vehbi abinin görme ve kulaktan duyma geniş bir kültürü vardı. Ne derece kitap okuduğunu anlamadım, ama ilme karşı müthiş bir sevgisi ve saygısı vardı. Dolayısıyla ilim adamlarına, hoca efendilere karşı da çok saygılı idi.

Sanırım çocukluğunda ilme heves etmiş ama babasının yanında ticarete almasıyla bunda muvaffak olamamıştı. Belki de içinde bir ukde kalmıştı oradan. Okuma arkadaşı İsmet Karaokur Hocadan çok bahsederdi. Belki de onun vesilesiyle Konya’dan bayağı dostlar edinmişti ve bu vasıtayla ortak dostları Tahir Büyükkörükçü Hoca Efendiden çok bahsederdi. Hatta Hacı Veyiszade Mustafa Efendiden de bahsederdi.

Mesela bir sohbette ondan şunu duymuştum: Allah Teâlâ dostlarından Hacı Veyiszade Mustafa Efendi bir bayram sabahı en güzel elbiselerini giyinir ve erkenden sabah namazı için camisine yollanır. İyi de bir yağmur yağmaktadır Konya’nın üstüne. Odalarda lambalar yanmış, insanlar uyanmış, namaza hazırlanmaktadır. Hoca Efendi  dar sokaklardan geçerken bu arada yolda bir Kur’an sesi duyar. İçeride bir adam Kur’an okumaktadır kibar kibar. O lahuti ve feyizli sabah vaktinde aşkla okunan Kur’an-ı Kerîm’den mest olan Hoca Efendiye bir sürpriz de secde ayeti olur.

Secde ayetini duyan Hoca Efendi, “Allahu Ekber” diyerek secdeye kapanır. Kapanır ama, ne elbise kalır çamurdan, ne sakal ve yüz. Mecburen geri döner ve değiştirir üstünü yeni bir abdestle.

Hoca Efendileri çok sever ve sayardı Vehbi Efendi. Onlara bir laf gelsin istemezdi. Onları sevmenin bir iman borcu olduğunu bilirdi. Bir defasında şöyle anlatmıştı: Dayızade Ziya Efendiye Kapalı Çarşı esnafından birisi, “Hocalar damah olur” demiş.

Buna fevkalade sinirlenen Ziya Efendi derhal “tecdid-iman ve tecdid-i nikah gerekir” demiş.

Bu olay üzerine babası onlara tenbih edermiş: “Aman oğlum, hocalara hakaret adamı dinden imanda çıkarır, dikkat etmeniz gerekir.”

Maalesef hocalara hakaret bir devrin sembolü olmuştur. Cumhuriyet, şeriatı ve onu öğreten medreseleri kaldırınca, hocaları ve müderrisleri de isiz bıraktı. O zamanlarda böyle camiler de yoktu. Olanlar da ya ahır yapılmış, ya at deposu. Ya da atıl bırakılmış. Hatta satılan camiler de var. Maraş’ta bir zamanlar böyle 12 veya 14 caminin adı ve yeri çıkarılmıştı. Hatta bir kısmının eski Maraş resimlerinde görüntüsü var, şimdi kendisi yok.

Yani hocalara iş yok. Çocuk okutmak da yasak. Peki ne yer içer bu hocalar?

Halkı hocalardan soğutmak isteyen yeni rejim, onlara iş vermediği gibi, hep gözden düşürmek için mekteplerde hocalar aleyhine kampanyalar açar. Gazetelerde, dergilerde, hikaye, roman, tiyatro ve sinemalarda hocalar hep cahil, gerici, çağ dışı, kirli, pinti, dilenci, kadın göbeği yazan, muskacı, üfürükçü, din istismarcısı olarak anlatılır.

Hocayı öyle bir resmederler ki, uzun ve karma karışık sakalı, öfkeyle açılan ağzından akan salyası, elinde sopası eksik olmaz.

Maksat hocaları itibardan düşürmek ve halkın peşlerinden gitmemesini sağlamaktır. Başarmışlardır da. Bu gün hoca cemiyette en itibarsız insanlardandır maalesef.

İtiraz mı ediyorsunuz?

Cemiyette bir hakimin, savcının, komiserin, avukatın, doktorun, mühendisin yanında, bir de hocanın itibarına bakınız. Ya da kızınızı onlardan biri veya hoca istese, ne yapacağınızı düşününüz. Bir başka gösterge; oğlunuz bir meslek ve okul seçecek. Yukarıdaki mesleklerden birine mi, hocalığa mı yönlendirirsiniz tercihini?

Bir gün Tekir’de bir lokantadayız. Birkaç tane Hoca Efendi de var yemekte. Millet hem onları seviyor, hem de hocalardan yana gevezelik ediyor. Biri şu meşhur tekerlemeyi getirmesin mi?

“Bir tarlaya bir öküz ve bir hoca girmiş. Çocuk öküzü çıkarmaya koşarken, babası bağırmış, “oğlum hocayı çıkar, hocayı”…

Yani hoca öküzden daha çok yer ve zarar verirmiş…

Buz gibi bir hava esti.

Bana birisi bunu sordu. Ben de “bir insan bir hoca ile, sırf hoca olduğu için alay ederse, hatta hoca kılığı diye sarık, sakal ve cüppe ile alay etse, dinden çıkar, kafir olur. Hanımından nikahı da gider. Müslüman olmak istiyorsa iman ve nikah tazelemesi gerekir” dedim.

Ortalık bir kere daha buz gibi oldu.

Derken hocalardan biri de şunu anlattı: “Böyle bir mecliste, yemek başında biri bu hikayeyi anlatmış, millet de gülmüş. O zaman Hoca Efendi “ben geriye çekiliyorum, öküzler yemeye devam edebilir” demiş.”

Bu sefer de hep berber güldük ve işi tatlıya bağladık.
 

Kullanıcı Girişi



Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün141
mod_vvisit_counterDün264
mod_vvisit_counterBu Hafta1684
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2432
mod_vvisit_counterBu Ay10263
mod_vvisit_counterGeçen Ay9299
mod_vvisit_counterToplam98111

Online (20 dakika önce): 16
Sizin IP'niz: 38.107.191.107
,
Bugün: Tem 30, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color