| Sitemizdeki “Dostlar” |
|
|
|
|
Geçenlerde bir sevgili dostumdan şu anda “Misafir Kalemlerde” yayınlanmakta olan bir e-posta aldım. Doğrusu sevindiren sözler söylemişti hakkımda. Ben bunu hak ediyor muyum? İşin doğrusu ve tevazunun gereği buna "hayır" demem gerekir, ama dostlarımı yalan yanlış görüşte göstermek de istemem. Onun için "bilemem" diyeceğim, ama bildiğim bir şey var, o da dostlarımı yürekten seviyorum. Onlarla ilgili yazdıklarım da yürekten katıldıklarımdır. Burada inşallah yüzgördülük yazılar olmayacaktır.
“Dostlar” sitemizin en fazla okunan köşelerinden. Bunu içindeki sayaçtan biliyorum. Böyle olacağını da önceden kestiriyordum. Bu yüzden hem değerlerimizi tanıtmak, hem sevgilermizi sunmak, hem de gelecekte bu şehrin veya bu dünyanın tarihini, ricalini, tabakatını bilmek, yazmak isteyenlere belge bırakmak, hem de sitemizin okurluk seviyesini yükseltmek gibi amaçlarla bu yazıları yazmak istedim.
Dostlarımız hakkında bütün bildiklerimiz bu yazdıklarımız kadar değildir elbette. Bunun birinci sebebi, uzun uzun yazmanın zahmetidir. Bir sebebi de ilkelerimizdir. “Hepsi bu mu?” sorusuna böylece cevap vermiş olalım.
Bu “dostlar” köşemizin temel ilkesi, olumsuzlukları yazmamak, dedikodu yapmamak, gönül kırmamaktır. Yapıcı ve barışçı olmak istiyor, kırıcı ve yıkıcı olmak istemiyoruz.
O yüzden sevgili dostlarımızın kendilerinin bildiği gibi bizim de bildiğimiz, başkalarının da bildiği tövbesi yapılmış, özürü dilenmiş, acısı çekilmiş bazı kötü veya nahoş hallerini ve olaylarını yazmayacağız. Ne gereği var bunların? Bundan dolayı varsın verdiğimiz bilgiler eksik olsun, varsın amacımızı anlamayan kimileri kınasın bizi.
Bu köşeye bakanlar bir kere daha ““Hepsi bu mu?” diyebilirler. “Bütün dostların bu kadarsa, doğrusu yalnız bir adammışsın” diyebilirler.
Doğrudur, bir yanımla “münzevî” bir adamım ben. Yaptığım psikolojik analizlerimde “içe dönük” bir karakter yapımın olduğunu ben de biliyorum. Nezaket kurallarını ihmal etmemeye çalışırım ama onun ötesinde insanlarla rahat iletişim kurduğum da pek söylenemez.
Lafı şuraya getirmek istiyorum: Dostlarım az ise de hepsi bu kadar olduğu söylenemez. Başka çok sevgili dostlarım da vardır ama benim yazma üşengenliğim ancak aramızdan gidenleri veya bir vesile ile dile gelmeyi gerektirenleri yazabilme imkanı veriyor. Eğer tembelliğim olmasa, daha sırada nice yazmayı bekleyen dostlarım var. Onları da bir gün yazacağım inşallah.
Belki gün olur bunlar bastırılır da. İnşallah “Maraş Simaları” veya başka bir isimle kitaplaşır da. Olursa, Maraş kültürüne katkı da sağlar inancındayım.
Kim bilir, Maraş üstüne yazılanları toplayıp kitaplaştıran sevgili dostlarımdan Yaşar Alparslan ve Serdar Yakar’ın da dikkatini çekebilir belki bu yazılar ve “bir iyilik de şu kardeşimize yapalım” diyerek bastırabilirler. Bunu kim yaparsa, haklarım saklı kalmak kaydıyla, şimdiden iznimi almış olurlar.
Sitemiz www.cemalnar.com daki “Dostlarım” bölümünü doğrusu ben de seviyor ve zaman zaman okuyorum. Eğer kitaplaşırsa ilgili fotoğraflarını da koyarız. Bu fotoğraflar, kitabın çok daha güzel olmasına bir katkı sunabilir.
Keşke bütün dostlarımı hem ben, hem de onlar ölmeden önce yazabilsem diye düşünüyorum. Dua edin dostlarım.
|






![]() | Bugün | 133 |
![]() | Dün | 264 |
![]() | Bu Hafta | 1676 |
![]() | Geçen Hafta | 2432 |
![]() | Bu Ay | 10255 |
![]() | Geçen Ay | 9299 |
![]() | Toplam | 98103 |





