www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Karanlık gecelerde mescidlere yürüyerek giden kimselere, kıyamet gününde tam bir nura kavuşacaklarını müjdeleyiniz."
 
Soru Cevap
Ziyaretci Defteri

Soru Sormak İçin Tıklayınız.

Title:
İsim:
E-Posta:
İçerik:
Resim Doğrulaması: Güvenlik Resmi Resmi Yeniden Yükle
   
 

....: Nasihat

Selamün Aleyküm Hocam,

Çok fazla maddi sıkıntım var. Bu durum ibadetlerimi de etkiliyor ama Allah'tan başka yardım edecek olanım olmadığını da biliyorum. Yalnız nefsimle mücadeledeyim. Mağlub olmamam için bir nasihat ve duaya ihtiyacım var.

Allah'a emanet olun.

 


Sevgili kardeşim, nasihat kolaydır. Buna imkanım da var. Keşke sizi sıkıntınızdan kurtaracak maddiyatım da olsaydı ve keşke onu severek verebilecek bir kalbim de olsaydı... Yine de imtihanda olduğunuzu unutmayın, Rabbimizi unutmayın, Ona dayanın ve güvenin. "La havle vela kuvvete..." zikrine ve akşam ile yatsı arası Vakıa suresini okumaya devam ediniz. Dua ediniz ve ondan isteyiniz. Allah yar ve yardımcınız olsun. Selamlar dualar.

Salı, 09 Mart 2010

Ziyaretçi: soru

selamun aleykum.kıymetli hocam kuran öğreticilerinin öğrettiği kişilerden ücret taleb etmesi caizmidir? kaynak verebilirmisiniz teşekkür ederim allah razı olsun inşaallah.

 


 

Selef üleması bunu ibadet bildiğinden ücret alınmasını caiz görmemiştir. "Kur"ân-ı Kerîm'i menfaat karşılığı okumak caiz değildir. Ücret alan da. mesul, veren de mesuldür."

 

Ancak Hanefi mezhebinin son âlimleri ezan, imamet, va'z ve Kur'ân-ı Kerîm öğretmek mukabilinde ücret almaya arureten cevaz vermiş lerdir. Çünkü ücret mukabilinde muayyen kimselere bu vazife yaptırılmazsa vazife aksaklığı olacak ve şeair-i Islâmiyyenin ortadan kalkmasına sebep olacaktır. (el-Fıkh 'ala'l-Mezahibi'l erba'a c. 3. s. 127. )

 

Faruk Beşer geniş bir inceleme yapmış "Fetvalarla Çağdaş Hayat"ta. İşte oradan bir alıntı: "

f- Zaruret Açısından Kıraata Ücret

İbadetler karşılığında ücret alma konusunda Hanefî mezhebi­nin dayandığı esas şudur:

"Müslümanın yapmakla mükellef olduğu bir ibadet karşılığında ücret alması caiz değildir."

Ya da Serahsî'nin ifadesiyle:

"Müslümana has her tâat karşılığında ücret almak bâtıldır." [195]

Ama Hanefîlerin "sonraki" âlimleri, sonraları ortaya çıkan za­ruret haline bakarak, bazı ibadetler karşılığında ücret almanın ca­iz olduğuna fetva verdiler. Kur'ân öğretme, ilim öğretimi, ezan, imamet ve va'z bu türdendir. Aslında önceleri bunlar karşılığında bile ücret almanın caiz olmadığında ümmet ittifak halinde idi il­min ve Kur'ân okumanın zayi olması korkusu, "sonraki" âlimle­rin zaruret sayıp caiz görmesine mesnet teşkil etmiştir. Zira: "Zaruretler haram olan şeyleri mubah kılar.” [196]

"Ancak Kur'ân okumak özellikle de mezarlıklarda, cemiyet­lerde ve vefatının filân ya da falan gecelerinde okumak karşılığın­da ücret almaya zorlayan bir zaruret yoktur." [197]

Buna karşılık Şâfiîlerdeki genel kaide ise şudur:

"Yapılması, ecîr (ücretle çalışan) üzerine bizzat gerekli olma­yan herşey karşılığında onun ücret alması caizdir."[198]

Fakat bunun yanında İmâm Şafiî ve Mâlik'ten (ra) yapılan bir nakil, kıraat ve benzeri ibadetlerde sevabın başkasına, ücret alın­masa bile ulaşmayacağı yolundadır. Binaenaleyh, alınması halinde nasıl ulaşacaktır? [199]

Diğer yönden Kemâlüddîn İbn Hümâm, eğitim, ezan ve ima­mette, zarurete binaen ücreti caiz görenlerin söylediklerinde bi­le düşünülmesi gerektiği görüşündedir. [200]

Ama: "Açık olan gerçek şu ki, Kur'ân ve fıkıh öğretimi, ezan ve imamet karşılığında ücret almayı caiz kılan illet, zaruret ve in­sanların buna olan ihtiyacıdır ve sadece bunlara hastır. Binaena­leyh, bunlar dışındaki tâata ücret almak için bir zaruret yok­tur." [201]

"Zira, sevabını ücret verene hediyye etmek için Kur'ân oku­maya ücreti men etmekte, Kur'ân'ın kaybolması söz konusu de­ğildir. Binaenaleyh, okumayı öğretmeye kıyaslamak da sahih de­ğildir." [202]

"Asırlar boyu birisi diğerine bunun için ücret vermese, bir za­rar doğmuş olmaz. Aksine, Kur'ân'ın bir kazanç kaynağı ve para kazanılan bir meslek edinilerek, ondan ücret almakta zarar var­dır." [203]

İmâm Birgivî der ki:

"Açlıktan helak olma tehlikesi ile karşı karşıya olan okuyucu­nun aldığı da haram olur mu? Derseniz, biz de deriz ki:

Aslında bu durumda birisini bulamazsınız. Bulunur derseniz ona sözümüz yok. Çünkü bu durumda ona leş, domuz eti ve izinsiz olarak başkasının malını yeme helâl olmuştur. Ancak zaru­retlerde sınır aşılamaz." [204]"

 

 

Daha geniş bilgiler için şuraya da bakabilirsiniz:

http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=850926

 

 

 

elef üleması bunu ibadet bildiğinden ücret alınmasını caiz görmemiştir. "Kur"ân-ı Kerîm'i menfaat karşılığı okumak caiz değildir. Ücret alan da. mesul, veren de mesuldür."
Ancak Hanefi mezhebinin son âlimleri ezan, imamet, va'z ve Kur'ân-ı Kerîm öğretmek mukabilinde ücret almaya arureten cevaz vermiş lerdir. Çünkü ücret mukabilinde muayyen kimselere bu vazife yaptırılmazsa vazife aksaklığı olacak ve şeair-i Islâmiyyenin ortadan kalkmasına sebep olacaktır. (el-Fıkh 'ala'l-Mezahibi'l erba'a c. 3. s. 127. )
Daha geniş bilgiler için bakınız:
http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=850926

 

"

Cumartesi, 06 Mart 2010

Kamil ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): nikah

hocam ben evlenirken nikah şahitlerim abilerimdi ve bunlar dinden uzak insanlardı hatta bundan 2-3 yıl öncesinde ağızlarından Allah'a küfrettiklerini duyduklarım insanlardı.bu durumda bunların şahitlikleri geçrlimidir. yoksa benim yeniden nikah yapmam gerekir mi

 


Geçerlidir, gerekmez. Selamlar dualar.

Pazartesi, 01 Mart 2010

Ziyaretçi ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): siyer

 

Hocam tavsiye edeceğiniz bir siyer kitabı var mıdır.Yardım edermisiniz

 


Kitap tavsiyesi için muhatabı bilmek gerekir. Yani ilmi seviyesi nedir, daha önce siyer okumuş mudur vesair. Siyer kitabı çoktur. Diyanetten  çıkan iki siyer kitabı yeni okuyanlara, M. Hamidullahın İslam Peygamberi orta derecede olanlar, Nihayet Asım Köksalın muazzam eseri ileri derecede olanlara tavsiye edilebilir. Yine bunlara bir de Siret Ansiklopedisini hatırlatalım. Selamlar dualar.

Cuma, 26 Şubat 2010

Ziyaretçi: Faizmi

Değerli Hocam.

Bir adam hanımına harçlık verip daha sonrada ihtiyaçtan dolayı hanımından parayı istiyor. Hanımıda ona örneğin sana 5 lirayı geri veriyorum ama yerine 10 lira isterim derse bu faiz olurmu?

 


Bunlar eşler arasında latife veya nazlanma cinsinden şeylerdir. Cidden faiz istiyor değillerdir herhalde. Hoş görülür. Selamlar dualar.

Çarşamba, 24 Şubat 2010

Ziyaretçi: Hatim

Değerli hocam zikir konusundaki sorularımı cevapladığınız için teşşekkür ediyorum.Bana zikir bahsini okusaydınız cevapları bulurdunuz demişsiniz ben siz söyledikten sonra araştırdım ve gördüm siteye yeni girdiğim için bilmiyordum sizin yakınlarınızın tavsiyesiyle böyle bir site olduğunu öğrendim ve çok mutlu oldum artık kafama takılan sorularla sizi sık sık rahatsız ederim buradaki yazıların hepsinide okumaya gayret edeceğim.Bu arada bir kaç kitabınız da elimde mevcut onlarıda sırayla okuyacağım inşaallah.K.Maraşın bağrından kopmuş sizin gibi değerli hocanın böyle bir hizmet vermesi bulunmaz nimettir çünki sorduğumuz sorulardan doyurucu cevaplar alamıyoruz her zaman soru soracak kimse de bulamıyoruz size tekrar teşekkür ediyorum sizi sıkmamışımdır inşaallah .

Size bir sorum olacaktı.Ben ramazanda hatime başladım elimdeki hatim cd'inde hoca okuyor ben takip ediyodum bu şekilde hatmimin kabul olmayacağını söylediler benim okumam gerekiyormuş zaten bende hocayla beraber okuyordum amacım yanlışlarımı düzeltmek ve hatim yapmaktı sonra yarım bıraktım bitiremedim kuran bölümünüzü okudum bu konuyla ilgili bir yazı bulamadım acaba bu şekilde okumayla hatim olur mu cevaplarsanız sevinirim.

ALLAH sizin gibi değerli hocalarımıza uzun ömürler versin ki bizde sizin değerli bilgilerinizden faydalanalım ALLAHA EMANET OLUNUZ

 

 


Layık olmadığım iltifatlarınızı sizin güzel kişiliğinize hamlederek teşekkür ederim. Sitemizden faydalanmanız bizi sevindirdi. İnşallah siz de başkalarına tanıtır da faydanın çoğalmasına sebep olur, sevabınızı alırsınız. Sorularınıza açığız. Bu site siz kardeşlerime hizmet için vardır şükür. Dua ediniz, yeni güzellikler düşünüyoruz.

 

Kıraat, okumak demektir. İçinizden değil, en az siz duyacak kadar harfler yerinden çıkacak. CD den okuyanı böyle takip ederseniz, hatim olur. İçinizden, kalbinizden takip ederseniz, kıraat olmaz, dolayısıyla hatim olmaz. Ama sevap olur. Maksat da odur herhalde.

 

Siz okuyanla tekrar ettiğinize göre, sizinki hatim olur.

 

Selamlar dualar.

Salı, 23 Şubat 2010

Ziyaretçi: Zikir

Değerli hocam size iki sorum olacak cevaplarsanız sevinirim.

Taziyede mevlid okunurken bir grup kadın zikir yaptılar ve kendilerinden geçtiler bir tanesinin saçı başı açıldı bu şekilde yarım saat devam etti.

Birincisi kadınların zikir yapması caiz midir? Eğer kedilerini kaybederek saç baş dağıtıp yapıyorlarsa insanların dikkatini çekiyorlarsa  bu doğru mudur?Peygamber efendimiz zamanında bu şekide kadınlar zikir yapmışlar mıdır?

İkinci sorum ise kadınlar mahrem yerlerindeki tüyleri bir daha çıkmamak üzere yok etmeleri caiz midir

Şimdiden teşekkür ederim ALLAHA EMANET OLUNUZ.

 

 


Kıymetli kardeşim, zikir bahsi sitemizde çok geniş anlatılmıştır. Önce orayı okusaydınız cevapları bulurdunuz. Biz de okunmuş olmaktan dolayı memnun olurduk. Lütfen üzülmeyin, bu bir sitem değil, bir teşviktir. Gelelim sorularınıza:

 

Soru 1-“Taziyede mevlid okunurken bir grup kadın zikir yaptılar ve kendilerinden geçtiler bir tanesinin saçı başı açıldı bu şekilde yarım saat devam etti. Birincisi kadınların zikir yapması caiz midir?” diyorsunuz.

Cevap: Zikir, kadın erkek herkese düşen bir ibadettir. Elbette kadınlar da yapar ve yapmalıdır.

 

Soru 2- “Eğer kedilerini kaybederek saç baş dağıtıp yapıyorlarsa insanların dikkatini çekiyorlarsa  bu doğru mudur?”

 

Cevap: Zikir esnasında insan coşarak kendisinden geçecek bir hale gelebilir. Bu yapmacık değilse, hoş görülür. Yapmacık ise, riya – gösteriş olur ki, günahtır, gizli küçük şirktir, kaçınmak gerekir.

 

Bunu saç baş dağıtıp yapıyorlarsa, eğer bu meclis kadınlara özel ise, yine hoş görülür. Çünkü kadınlar kadınlar yanında saç, baş açık olabilirler.

Eğer insanların bir kısmı bu zikre katılmıyorlarsa, dikkatini çekiyor ve yadırgıyorlarsa  bu doğru değildir.

 

Aslında taziye yeri tekke veya özel ev değildir. Herkese açık ve insanların sık sık girip çıktıkları yerdir. Burada cehri – sesli zikir yapanın amacı ne olabilir, anlamadım. İlle de zikir yapmak isteniyorsa, içinden gizlice yapılır. Böylece ne insanlar rahatsız edilir, ne de sevaptan kalınır. Riya tehlikesinden de uzak olunur.

 

Soru 3- “Peygamber efendimiz zamanında bu şekilde kadınlar zikir yapmışlar mıdır?”

 

Cevap: Kadınların Peygamber efendimiz zamanında herkese açık yerde veya erkekler arasında sesli zikir yaptıklarına dair bir haber bilmiyorum. Olacağını da zannetmem. Çünkü İslam ilkelerine aykırıdır. Kadınlar ya yalnız başlarına, ya da ancak kadınlar arasında zikir yapabilirler. Kadınların camide cemaatla namaza katıldıkları malum. O da sessizce arkada namaz kılmışlardır. Bu namaz, o tür zikre örnek olamaz.

 

Soru 4- “Kadınlar mahrem yerlerindeki tüyleri bir daha çıkmamak üzere yok etmeleri caiz midir?”

 

Cevap: Sağlığa zarar vermiyorsa, evet.

 

Selamlar dualar.

Cumartesi, 20 Şubat 2010

Ziyaretçi: zülfikar

Selamünaleyküm hocam,yakın bir akrabam yakalandığı kötü bir hastalığın tedavisi için benden varsa nakit para yoksa da kredi  çekmemi rica etti.Bende hali hazırda nakit olmadığı için kendi adıma kredi çekip doğrudan ona gönderdim,ona;bütçen müsait olursa taksitleri sen öde yoksa da aydan aya ben öderim dedim.Biliyorum iş işten geçti ancak rahat değilim.hükmü nedir sayın hocam Allah sizden razı olsun.Selamünaleyküm.

 


İş işten geçmeden soralım lütfen. Anladığım kadarıyla bu işlem bir zaruretten kaynaklanmıştır. Allah bilir ya, bir mahzuru yoktur. Ayrıca sizi bu yardımseverliğinizden ötürü tebrik ederim. Hiç şüphesiz sevabınız da çok olacaktır. Selamlar dualar.

Cuma, 19 Şubat 2010

Ziyaretçi: şefaat

hocam belirtmiş olduğunuz cevap yanılmıyorsam ayetin açıklaması. peki peygamber efandimizin şefaati ile ilgili ayet yada sağlam bir hadis varmıdır. Allah razı olsun hocam

 


"Ayete'l Kürsi ezberinde değil mi? oradan oku. "Men zellezi yeşfau" "Onun izni olmaksızın katında kim şefaat edebilir?" diyor ayet. Demek o izin verirse birileri şefaat edebilecek. Şimdi vicdanına sor; "O değilse kim bu şefaatçı?" Vicdanın sana haykıracak; "O değilse hiç kimse!"

 

Umarım "burada soru var, ama şefaat olacak diye haber yok" demezsin. Allah boşu boşuna laf olsun diye şefeattan bahsetmiyor herhalde.

 

Selamlar dualar.

"

Cuma, 12 Şubat 2010

Ziyaretçi: şefaat

hocam saygılar sunarım. hemen soruma geçmek istiyorum. secde surasi 4.ayetinde şefaat ile ilgili bir konu geçmekte. kıyamet gününde peygamber efendimiz insanlara şefaat edecekmidir?

 


Elbette. O da etmeyecekse, kim edecektir?

"Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra da arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçi olanınız yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?" (sECDE 4 )

Bu ayet müşriklerin ilahlarını şefatçı kabul etmesini reddeder. Peygamberimizin şefaatiyle ilgisi yoktur.

Yani, "Sizin gerçek ilâhınız göklerin ve yerin Halikı'dır. Fakat aptallarınız yüzünden, bu geniş kainat mülkünde O'ndan başka velîler, yardımcı ve destekçiler ediniyorsunuz. Bütün kainatın ve içinde olanların yaratıcısı Allah'tır. Burada Allah dışında istisnasız her şey yaratılmıştır ve Allah alemi yaratıp var ettikten sonra uyumaya çekilmemiştir. Aksine O, bizzat kendi mülkünün hakimi, yöneticisi ve rızıklandırıcısıdır. Şu halde, O'nun yaratıklarından bir kaçını tutup kaderlerinize hükmeden ilahlar edinmeniz ne kadar saçma bir tutum; eğer Allah size yardım etmezse o ilâh edindiklerinizin hiçbiri size yardıma muktedir olamaz. Eğer Allah sizi kuşatırsa onlardan hiçbiri sizleri kurtaramaz. Eğer Allah izin vermezse, onlardan hiçbiri, size O'nun önünde şefaat edemez."
Selamlar dualar.


"Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra da arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçi olanınız yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?" (Secde, 4)


Bu ayet müşriklerin ilahlarını şefatçı kabul etmesini reddeder. Peygamberimizin şefaatiyle ilgisi yoktur.

Yani, "Sizin gerçek ilâhınız göklerin ve yerin Halikı'dır. Fakat aptallarınız yüzünden, bu geniş kainat mülkünde O'ndan başka velîler, yardımcı ve destekçiler ediniyorsunuz. Bütün kainatın ve içinde olanların yaratıcısı Allah'tır. Burada Allah dışında istisnasız her şey yaratılmıştır ve Allah alemi yaratıp var ettikten sonra uyumaya çekilmemiştir. Aksine O, bizzat kendi mülkünün hakimi, yöneticisi ve rızıklandırıcısıdır. Şu halde, O'nun yaratıklarından bir kaçını tutup kaderlerinize hükmeden ilahlar edinmeniz ne kadar saçma bir tutum; eğer Allah size yardım etmezse o ilâh edindiklerinizin hiçbiri size yardıma muktedir olamaz. Eğer Allah sizi kuşatırsa onlardan hiçbiri sizleri kurtaramaz. Eğer Allah izin vermezse, onlardan hiçbiri, size O'nun önünde şefaat edemez." (Mevdudi, Tefhim)

Selamlar dualar.

 

Perşembe, 11 Şubat 2010

Ziyaretçi: soru

esselamu aleyke.organ bağışı caizmidir? hacamat nedir?kan  vermek hacamat sayılırmı?

 


Fıkıh bilgisine güvendiğimiz Hayettin Karaman bu konuda şunları yazmaktadır.

 

 

Soru:
1- ORGAN VE DOKU NAKLİNİN "CANLI VERİCİLERDEN" YAPILMASI KONUSUNDA DİNİ HÜKÜM NEDİR?
Cevap:
Canlı vericilerin hayatları için bir tehlike teşkil etmemesi durumunda bunlardan organ ve doku nakli yapılmasında dince bir sakınca yoktur.
Soru:
2- ORGAN VE DOKU NAKLİNİN "ÖLÜ VERİCİLERDEN" YAPILMASI KONUSUNDA DİNİ HÜKÜM NEDİR?
Cevap:
Ölünün vücuduna da saygı gösterilir ve saygıya aykırı bir davranışta bulunulmaz. Ancak meşru bir gerekçe ile diriden bile organ ve doku nakli yapılabildiğine göre bunun ölüden de yapılması ona sayısızlık veya manevi eziyet değildir ve caizdir.
Soru:
3- "BEYİN ÖLÜMÜ" DENEN BU DURUMDA, RUH BEDENİ TERK ETMİŞ VE "DİNEN DE ÖLÜM" GERÇEKLEŞ MİŞMİDİR? BU BAĞLAMDA, BEYİN ÖLÜMÜ TANISI KONMUŞ VERİCİLERİN ORGANLARININ CİHAZA BAĞLI ÇALIŞIRKEN ÇIKARTILMASI YADA CİHAZIN FİŞİNİN ÇEKİLMESİ "CİNAYET" SAYILABİLİR Mİ?
Cevap:
Beyin ölüp kalp de -alet çekildiği halde- insanı yaşatacak bir şekilde hareket etmiyorsa ve bu durum geri dönüşsüz ise insan ölmüş demektir. Başka bir ifade ile tıbbın ölmüş dediğine din de ölmüş der; biz fıkıhçılar olarak ölümün gerçekleşip gerçekleşmediğini uzman doktora sorarız, sormamız gerekir. Ancak doktorun bulunmadığı yerlerde tecrübeye göre belirtilere bakılarak ölüme hükmedilir. Tıp uzmanlarının öldü dediği insan ölmüş, ruh da onu terk etmiştir, bu vücut ölünün vücududur ve alet bağlı olduğu için kan deveranı devam ederken ondan organ almak caizdir.
Soru:
4- İSLAM İNANCINA GÖRE ORGAN VE DOKU NAKLİ NASIL OLMALIDIR, DETAYLI GÖRÜŞLERİNİZ VE "FETVA" KABUL ETTİĞİNİZ DÜSTURLAR NELERDİR?
Cevap:
1. Ölüm yukarıda açıklanan şekilde gerçekleşmiş olmalıdır (uzmanlar ölmüş demelidirler).
2. Ölüye de diri gibi saygılı davranmak ve gerekenden fazla kesip biçmemek gerekir.
3. Mümkün ise organ alındıktan sonra açılan yer dikilmeli ve göze hoş görünmeyen bir manzara oluşmamalıdır.
4. Ölü organ naklinden sonra yıkanmalıdır. Eğer sonra yıkanmasında bir sakınca varsa (hareket ettirmenin dikilen yerlerin açılmasına sebep olması gibi) nakilden önce de yıkanabilir.
5. Organın kullanılacağı vücudun sahibi insan olsun yeter; onun dini, ahlakı, cinsiyeti... hükmü etkilemez. Başkasının organını taşıyan kimsenin işleyeceği suç ve günahlardan, organ veren sorumlu değildir.
Soru:
1- ORGAN VE DOKU NAKLİNİN "CANLI VERİCİLERDEN" YAPILMASI KONUSUNDA DİNİ HÜKÜM NEDİR?
Cevap:
Canlı vericilerin hayatları için bir tehlike teşkil etmemesi durumunda bunlardan organ ve doku nakli yapılmasında dince bir sakınca yoktur.

Soru:
2- ORGAN VE DOKU NAKLİNİN "ÖLÜ VERİCİLERDEN" YAPILMASI KONUSUNDA DİNİ HÜKÜM NEDİR?
Cevap:
Ölünün vücuduna da saygı gösterilir ve saygıya aykırı bir davranışta bulunulmaz. Ancak meşru bir gerekçe ile diriden bile organ ve doku nakli yapılabildiğine göre bunun ölüden de yapılması ona sayısızlık veya manevi eziyet değildir ve caizdir.

Soru:
3- "BEYİN ÖLÜMÜ" DENEN BU DURUMDA, RUH BEDENİ TERK ETMİŞ VE "DİNEN DE ÖLÜM" GERÇEKLEŞ MİŞMİDİR? BU BAĞLAMDA, BEYİN ÖLÜMÜ TANISI KONMUŞ VERİCİLERİN ORGANLARININ CİHAZA BAĞLI ÇALIŞIRKEN ÇIKARTILMASI YADA CİHAZIN FİŞİNİN ÇEKİLMESİ "CİNAYET" SAYILABİLİR Mİ?
Cevap:
Beyin ölüp kalp de -alet çekildiği halde- insanı yaşatacak bir şekilde hareket etmiyorsa ve bu durum geri dönüşsüz ise insan ölmüş demektir. Başka bir ifade ile tıbbın ölmüş dediğine din de ölmüş der; biz fıkıhçılar olarak ölümün gerçekleşip gerçekleşmediğini uzman doktora sorarız, sormamız gerekir. Ancak doktorun bulunmadığı yerlerde tecrübeye göre belirtilere bakılarak ölüme hükmedilir. Tıp uzmanlarının öldü dediği insan ölmüş, ruh da onu terk etmiştir, bu vücut ölünün vücududur ve alet bağlı olduğu için kan deveranı devam ederken ondan organ almak caizdir.

Soru:
4- İSLAM İNANCINA GÖRE ORGAN VE DOKU NAKLİ NASIL OLMALIDIR, DETAYLI GÖRÜŞLERİNİZ VE "FETVA" KABUL ETTİĞİNİZ DÜSTURLAR NELERDİR?
Cevap:
1. Ölüm yukarıda açıklanan şekilde gerçekleşmiş olmalıdır (uzmanlar ölmüş demelidirler).
2. Ölüye de diri gibi saygılı davranmak ve gerekenden fazla kesip biçmemek gerekir.
3. Mümkün ise organ alındıktan sonra açılan yer dikilmeli ve göze hoş görünmeyen bir manzara oluşmamalıdır.
4. Ölü organ naklinden sonra yıkanmalıdır. Eğer sonra yıkanmasında bir sakınca varsa (hareket ettirmenin dikilen yerlerin açılmasına sebep olması gibi) nakilden önce de yıkanabilir.
5. Organın kullanılacağı vücudun sahibi insan olsun yeter; onun dini, ahlakı, cinsiyeti... hükmü etkilemez. Başkasının organını taşıyan kimsenin işleyeceği suç ve günahlardan, organ veren sorumlu değildir.
Hacamat belli usülde kan aldırmaktır. Kan vermek onun yerine geçer mi, teknik bir konudur, bilmiyorum. Selamlar dualar.

 

Perşembe, 11 Şubat 2010

Ziyaretçi ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): SORU

Adetli ve lohusalı kadın okuduğu tevhidin vs. duaların sevabını ölüye bağışlayabilir mi? Bunun için abdest almasına gerek var mı?

 


Evet, bağışlayabilir. Abdest de gerek değildir. Selamlar dualar.

Pazartesi, 01 Şubat 2010

Ziyaretçi: soru

selamun aleykum değerli hocam.gusul üzerine farz olan kişi suyla gusul yerine toprakla teyemmümü hangi şartlarda yapabilir.şu anda havalar bayağı soğudu -5-7 dereceye kadar düştü evimizde soba yanmıyor imkan kısıtlı napmamız lazım ?şimdiden teşekkürler.

 


Bu kış gününde sobanız yanmıyorsa derhal yakmanız gerekir. Odun kömür yoksa devlet baş vuranlara beleş veriyor. Ayrıca Kahramanmaraş’ta Hayır ve İhsan vakfı, Saçaklızade vakfı ve daha başka vakıflar yakacak dağıtıyorlar. Derhal baş vurmanız lazım. Sağlığınızı koruyun lütfen.

 

 

Gelelim sorunuza. Teyemmüm abdest ve gusül yerine geçen bir bedel ve istisnaî hüküm olup ancak belli bir mazeretin bulunması halinde yapılabilir. Bu mazeretler de iki grupta toplanabilir: 1. Abdest veya gusle yetecek miktarda suyun bulunmaması. 2. Suyu kullanmayı engelleyen fiilî bir durumun veya suyu kullanmamak için dinen geçerli bir mazeretin/engelin bulunması.

 

Abdest ve gusle yetecek suyun hiç bulunmaması, yürüyerek veya vasıtayla

kolayca gidilip gelinebilecek bir mesafeden daha uzakta olması, su

yolunda bir tehlikenin varlığı, parayla su satın alma imkânının olmayışı

veya fiyatının rayiç bedelin çok üstünde olması, suyu kullanmanın sağlık

açısından tehlikeli oluşu, suyu elde etme araç ve gerecinin bulunmayışı, havanın veya suyun aşırı derecede soğuk olması gibi durumlar da yukarıdaki iki mazeret halinin sık rastlanılan örnekleri olarak sayılabilir. Bu konuda mükellef kendi karar vermeli, haklı ve geçerli bir mazeretinin bulunduğuna kanaat getirdiğinde dinin bu ruhsatından yararlanmalıdır.

 

Selamlar dualar.

Çarşamba, 27 Ocak 2010

Ziyaretçi ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): malik ejder hazretleri hakkında

hocam öncelikle çok teşekkür ederim. malik ejder hazretlerinin kabri hakkında bildiğimiz genelde mahalli bilgiler. bu konuda bizi aydınlatırsanız çok memnun olurum. birde maraşta bulunan evliyalar hakkında önerebileceğiniz bir kaynak varmıdır acaba?. çok teşekkür ederim

 


Benim bilgilerim de mahalli ve ilmi değil malik ejder hazretlerinin kabri hakkında. Zaten kesin bilgi de yok. Evliyalara gelince, yakında "Maraş Meşhurları" yayınlandı kitap olarak. Bir de Belediyenin böyle bir yayını var. Onları okuyun derim. Selamlar dualar.

Salı, 26 Ocak 2010

Ziyaretçi: Meal okumak

Selamun Aleyküm değerli ve kıymetli hocam benim sorum Kuran meali okurken arapça metnini okuduktan sonra mı meali okuyalım yoksa direk mealden okumaya başlayabilirmiyiz diğer türlü fazla ilerleyemiyoruz saygılar hocam.

 


Burada dini bir vecibe - gereklilik yoktur. Sizin zevkinize, kavrayışınıza, yararınıza nasıl geliyorsa öyle okuyabilirsiniz. Serbestsiniz. Ama önce metni, sonra meali okursanız acaba bazı ayetlerin aslını okuyunca meali aklınıza gelir de sizi sevindirebilir mi? Neyse, okuma usülünü seçmekte serbestsiniz. selamlar dualar.

Salı, 19 Ocak 2010

Y. G.: MUHASEBECİLİK MESLEĞİ HAKKINDA

Esselamü Aleyküm Hocam

Ben sizden benim ve ailemin dünya ve ahiretini kurtarmaya vesile olabilecek bir soruma cevap istiyorum.

Ben Mali Müşavir olmaya hak kazanmış biri olarak bu mesleği nasıl yapacağımı bilmiyorum. Daha açık konuşayım. Benim sıkıntım dünyamı kurtarırken ahiretimi feda etmemek. Bildiğiniz üzere bu muhasebe mesleği bazen yalan bazen görmezden gelme bazen gözyumma gibi durumları beraberinde getiriyor. Ben bir müslüman olarak bu durumlardan tiksinti duyuyorum. Ben devletin tarafında olsam mükellefim bunu kabul etmiyor, mükellefin tarafında olsam kanunlara aykırı davrandığım için yalan söylemiş olacağım. Daha önce bankada çalışmayı faiz bürosu olduğu için kabul etmedim. Bunu da yapmazsam insanların kınamasıyla ( o kadar da önemli değil aslında önemli olan Allah'ın kınamaması) karşı karşıya kalacağım. Lütfen Allah rızası için bu sorumu cevapsız bıarkmayın. Allah sizden razı olsun.

undefined


Selamlar sevgiler.

Cevabınız sorunuzda zaten var. “... Bunu da yapmazsam insanların kınamasıyla ( o kadar da önemli değil aslında önemli olan Allah'ın kınamaması) karşı karşıya kalacağım.”

Sizi tebrik ederim. İslama aykırı hiçbir işte çalışmayınız. Haramla beslenen insanın ne farzı, ne de nafilesi kabul olunmaz ve temizleninceye kadar cehennemde yanmaya hak kazanır. Allah affederse eder, o başka. Selamlar dualar.

Pazartesi, 11 Ocak 2010

Hekimoğlu ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): S.A.

Selamun Aleyküm Sayın Hocam, bu Hak davasında Büyük Mevlam, yar ve yardımcınız olsun.

Yaklaşık 3 yıldır evliyim. Eşim, namaz kılmak konusunda çok tembel davranıyor. Hatta kılmıyor desek daha doğru olur. (Ben erkek olan eşim, eşim memur ve çalışıyor). Her defasında kılması gerektiğini örneklerle, güzellikle anlatıyorum. Tamam diyor, inşallah kılacağım, 2-3 vakit kılıyor daha kılmıyor. Çok huzursuz ve mutsuz oluyorum. Eşime karşı çok acımasız ve kırıcı da olmak istemiyorum, gerçi göz göre göre Cehenneme gitmesini de istemiyorum tabi ki. Eşim namaz kılmadığından evimizde bereketin olmadığını düşünüyorum, kendimi huzursuz ve mutsuz hissediyorum.

Dinimize göre eşime karşı artık nasıl davranmalıyım, hangi metotları kullanmalıyım. Kılmıyorum kardeşim derse neler yapmalıyım, Allah göstermesin, iş boşanmaya kadar gider mi? Sabırla kılacağı zamanı mı beklemeliyim. Fevri davranmak da istemiyorum. Anladığım kadarıyla ailesi, evlenmeden önce hiç baskı yapmamış, tamamen kendi haline bırakmış. Ailesi hacı ve 5 vakit namazlarını da kılıyorlar.

Şimdiden teşekkür ederim, Allah razı olsun.

 


Selamun Aleyküm

 

Eşiniz sizi seviyorsa, acaba bu kadar mutsuzluğunuza nasıl tahammül ediyor? Mesela diyorsunuz ki: “Çok huzursuz ve mutsuz oluyorum. Eşime karşı çok acımasız ve kırıcı da olmak istemiyorum, gerçi göz göre göre Cehenneme  gitmesini de istemiyorum tabi ki. Eşim namaz kılmadığından evimizde bereketin olmadığını düşünüyorum, kendimi huzursuz ve mutsuz hissediyorum.” Buna vicdanı nasıl katlanıyor anlamıyorum.

 

Bunu sormanız da bir metot. Yerine göre tatlılıkla, olmuyorsa çok ciddi tavır almakla yeni yöntemler deneyiniz. Beraberce namazın önemini okuyunuz. Mesala bizim “İmanın KıymetiVe Korunması” kitabından “İman Namaz İle Korunur” bölümünü beraber okuyunuz. Dini filimler izleyiniz. Sanırım o işin ciddiyetini kavramamış.

 

Namaz kılmaması boşanma sebebi değildir. Bunu bir tehdit olarak kullanmanızı tavsiye etmem. Çünkü yapılmayacak şeylerle tehdit, sözün değerini düşürür.

 

Helal lokmaya dikkat ediniz. Haramla beslenen vücut ibadetten zevk almaz, hatta nefret edebilir.

 

Bir de namazlı bir arkadaş çevresi bulmanız önemlidir. Üzüm üzüme baka baka kararır. İyi insanlarla sohbet, onlardan etkilenmeyi doğurur. Bu ok önemli.

 

“Sabırla kılacağı zamanı mı beklemeliyim?” demişsiniz. Evet.

 

Allah yardımcınız olsun ve eşiniz ve çocuklarınızı iyi bir Müslüman görerek gözlerinizi aydın eylesin. Selamlar dualar.

 

Çarşamba, 06 Ocak 2010

Ziyaretçi: SORU

SELAMUN ALEYKUM HOCAM. ERKEK EVLENECEĞİ EŞİNE 1 KG.ALTIN MİHİR OLARAK VERMEYİ TAAHHÜT EDİYOR.VE BUNUN BİR KISMINI 200 GRAMINI ÖDÜYOR GERİSİNİ EVLENDİKTEN SONRA DİYE ANLAŞIYORLAR.EVLENDİKTEN 7 AY SONRA KIZ VEFAT EDİYOR.DOLAYISIYLA EVLATTA YOK.ERKEK MİHRİN KALAN KISMINI VE EVLENİRKEN ÖDEDİĞİ KISMINI KIZIN AİLESİNE VEYA HERHANGİ BİRİNE ÖDEMEK VERMEK ZORUNDAMI.BİDE EVLENİRKEN GETİRDİĞİ EŞYALARI KIZIN AİLESİ ALIRMI ŞERAN? BU DURUMDA KIZA TAKILAN ALTINLAR ERKEĞİN EVİNDEYSE AİLEYE TESLİM EDİLECEKMİ?ALLAHA EMANET OLUN ELLERİNİZDEN ÖPERİM DEĞERLİ HOCAM CEVAPACİL OLURSA MEMNUN OLURUZ İNŞAALLAH.

 


Selamlar sevgiler.

 

Meselelerin cevabını maddeler halinde yazayım:

 

1-     1 kg. altın mehirde çoktur. Sizin gücünüz olsa bile başkaları için olumsuz örnek olabilir. Nitekim size de sıkıntı açmış. Evlenecekler buna dikkat etmeli, masrafı azaltarak düğünleri kolaylaştırmalıdırlar.

 

2- Vefat eden eşin mevcut ve alacaklı malları (800 gr. Mehir dahil) mirasçılarına aittir. Çocuk olmadığına göre kocası yarısını alır. Geri kalanına gelince, ana baba vs. diğer mirasçılarını yazmadığınız için bir şey söyleyemiyorum.

 

200 gr. Altını sağlığında eşine vermiş olduğu için ondan kurtulmuştur. Ama o altının tamamı veya bir kısmı vefat eden eş tarafından harcanmamış ve mevcut ise, zaten miras malı olmuştur. Herkes hissesince alır.

 

3-     Evlenirken gelen eşyalar da miras malıdır. Aynı işleme tabidir.

 

4-     Vefat edene takılan altınlar takanlar tarafından ona niyet edilerek takılmışsa, o da miras malıdır. Miras olarak taksim edilir. Yani varsa ana babasına ancak miras olarak gider.

 

Rabbım sizlere musibete sabr-ı cemil ile karşılık vermeyi nasip ederek aldığından daha hayırlı nimetlerle rızıklandırsın. Selamlar dualar.

Pazartesi, 04 Ocak 2010

Ziyaretçi ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): soru

selamün aleyküm hocam ALLAH ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun inşallah. sayın hocam benim sorum şu bir insanın babasının saglıgında çocuklarına vermiş oldugu tapulu mallarını evladı istediginde o malı satabilirmi veya mahkeme yoluyla bumalı  satışa sunabilirmi? Babasının bu işlere razılıgı olmadıgıda göz önünde bulundurulursa yapılması gereken nedir.

ALLAH RAZI OLSUN HOCAM

selamün aleyküm

 


selamün aleyküm


Baba sağlığında malını dilediği gibi tasarruf eder. Eğer çocuklarına hibe etmişse, etmiş ve iş bitmiştir. Malın yeni sahibi çocuğu da malında dilediği gibi tasarruf eder.Babasını üzmemesi ahlaki bir davranış olarak tavsiye edilir. Dinlerse ne ala, dinlemezse tasarrufu geçerlidir. Selamlar dualar.

Çarşamba, 30 Aralık 2009

Ziyaretçi: zekat

Selamun aleyküm;

Hocam, ailem ile aynı evde kalıyorum. Üniversite mezunu iş arayan bir kardeşim var ve aynı evde yaşıyoruz. Acaba bu kardeşime zekat verebilir miyim? Her şartta zaten maddi destek oluyorum ama zekatımı da kardeşime verebilir miyim? Hayırlı iş için duanızı taleb ederiz.

Allah razı olsun, hizmetlerinizi kabul etsin. Amin!

 


Verebilirsiniz.  Allah yar ve yardımcınız olsun.Selamlar dualar.

Pazartesi, 28 Aralık 2009

Ziyaretçi ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): Kaza Namazları ve risale sitesi

Cevaplarınız için Allah razı olsun hocam. Yalnız Saidi Nursi hz.lerinin "Benden ders alıp sevap kazandırsınlar" düşüncesi, nefsin ve enâniyetin bir hilesidir." tarzındaki hakikat bildiren cümlesini altınoluk cemaati aleyhinde kullanmaları bizi son derece rahatsız etmiştir. Üstelik ders almıştır şeklindeki rivayetlerin doğru olmadığını yazmışlar. Bunları bize bildiren büyüklerimizi yalancı addedmektir bu. Bu rahatsızlıklarımızdan dolay belki hoş olmayan şeyler söyledik. Bunlara cevabın bir şekilde verilmesi gerektiğini düşündüğümüz için. Hocam, asıl sormak istediğim kaza namazı ile ilgili. Kaza namazlarını kılarken “son kazaya kalmış … namazının farzına ” diyerek niyet ediyoruz. Mesela öğle namazını kılarken, son kazaya kalan öğle namazımız, seferde iken kazaya kalan öğle namazımız ise durum ne olacak? Çünkü biz bunları tesbit edemediğimiz için hep 4 rekat olarak kılıyoruz. Geçmişe dönük kaza kılarken bir yerde seferde kazaya kalmış namazlara da denk geleceğiz ve biz bunu tesbit edemediğimiz için hep normal şekilde kılacağız. Bunun bir zararı olur mu?

 


O kardeşlerimiz genelde bizi severler. Biz de onları severiz. Kusurları örtmek ve şahsa yapılmışsa affetmek erdemdir. Kaza namazları için sorduğunuzun bir zararı olmaz. Allah kabul etsin. Selamlar dualar.

"

Perşembe, 24 Aralık 2009

Ziyaretçi ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): risaleciler hakkında

Bir risale sitesine şu şekilde soru gelmiş ve bazı isimler de zikredilmiş. Nurcu yazarın cevabını sizinle paylaşmak ve buna cevap verilmesi gerektiğini düşündüm. Zira zikredilen isimlerin bu şekilde çok çirkin bir şekilde itham edilmesi ve yine bazı zatların yalancı addedilmesi bizi rahatsız etti. Acaba siz ne buyurursunuz, bunlara yüksek perdeden cevap vermek gereği yok mudur? Gerek altınoluk dergisinde gerekse başka platformlarda. Soru ve cevap şu şekildedir:

"

Soru:Bir kardeşimiz Said Nursi'nin Kadiri şeyhi Esat Erbil'e intisab ettiğini öğrenip Konya'da bulunan bir Kadiri şeyhinden zikir dersi almış. Benim de kendisi gibi Kadiri tarikatından ders alırsam Risalelerden daha çok yararlanacağımı söyledi. Başka biri de Bediüzzaman'ın öleceğine yakın bazı yakın talebelerini Nakşi Şeyhi Sami Efendi'nin cemaatine yolladığını ve bunun bu cemaatin (Altınoluk, Topbaş Cemaati) websitelerinde yer aldığını ileri sürdüler. Hangisine uymam gerekir?CevabımızDeğerli Kardeşimiz;Üzülerek ifade edelim ki bu tür söylentilerin hiç bir aslı ve dayanağı yoktur. Üstad, yerine Külliyatı bırakmıştır. Hayatta iken de, yanına gidenlere: "Gidin Risaleleri okuyunuz, benimler görüşmekten daha faydalıdır." derdi.Ravisi belli olmayan rivayetleri her tarafa yaymakla neye hizmet edilmek isteniyor. -doğrusu - anlamakta zorlanıyoruz.İhlas Risalesi'nde geçen aşağıdaki vecize bizim prensibiz olmalıdır."Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa, "Benden ders alıp sevap kazandırsınlar" düşüncesi, nefsin ve enâniyetin bir hilesidir."(1)(1) bk. Lem'alar, Yirminci Lem'a. Selam ve dua ile... Sorularla Risale-i Nur Editör

 


 

Sevgili kardeşim, A. Badıllı’nın Bediüzzemanın Said Nursi'nin  hayatı hakkında yazdığı 3 ciltlik kitapta onun talebeliğinde hangi şeyhlerden ders aldığı yazılıdır. Said Nursi'nin olgunluk döneminde İstanbul’da Kadiri şeyhi M. Esat Erbilî'den teberrüken (beşyüz tevhid dersi) ders aldığını ben 3. ağızdan duydum. 2. ağız halen yaşayan Abdullah İlhan Hocaefendidir. !. ağız ise Allah-u a’lem vefat etmiştir.

Üstadın Sami efendiyi tanıdığı, sevdiği ve takdir ettiği herkesin malumudur. Hatta kendisinden ders isteyen Rıza Çöllü hocayı ona yönlendirdiğini, Altınoluk dergisinde Rıza Çöllü Hoca Efendi ile yapılan bir röportajda kendisinin ifade ettiği aklımda kalmış. Aranırsa internet ortamında kolay bulunur.

Üstad neden tarikat dersi vermedi ve “zaman tarikat zamanı değil” dedi? Bunun bir izahı bizim “Tasavvufun Anahtarı” kitabımızda vardır. Bulursanız okursunuz inşallah. Kimse yanlış anlamasın, Bediuzzaman Said Nursi (rh.a) asla tasavvuf ve tarikatlara karşı değildi. Eserlerinde bu hakikatleri açık açık anlatmıştır.

Üstad bir tarikat şeyhi olmadığını, “imam” olduğunu söyler.

“Üstad, yerine Külliyatı bırakmıştır. Hayatta iken de, yanına gidenlere: "Gidin Risaleleri okuyunuz, benimler görüşmekten daha faydalıdır." Derdi” sözü de doğrudur.

Üstadın şu sözü de çok haklıdır: “Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa, "Benden ders alıp sevap kazandırsınlar" düşüncesi, nefsin ve enâniyetin bir hilesidir."(1)(1) bk. Lem'alar, Yirminci Lem'a. Selam ve dua ile... Sorularla Risale-i Nur Editör”

Ancak “Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır”  sözü, hem Bediuzzaman Said Nursi (rh.a), hem de risaleler ve nurculuk için de geçerlidir. İnsaf bunu gerektirir diye düşünüyoruz. Aksine bir görüş, tenakuzdur, çelişkidir.

Meşreplerin kendini koruma arzusu hırs, kin ve nefrete dönüşmedikçe bir yere kadar anlayışla karşılanmalıdır. Ama ötesi zarardır, ziyandır ve hiç şüphesiz ne Sultanul Arifin Mahmud Sami Efendi, ne de Bediuzzaman Said Nursi efendi bunu istemez, buna razı olmaz.

Öyleyse evlatlarının ve tabilerinin de olmaması gerekir. Meşrep taassubuna, asabiyetine, hasede, hatta gıptaya veya yersiz rekabete bile gerek yoktur. Her insan nihayet ezelde maksum olan maddî ve manevî kısmetine nail olur. Biz İslam’a hizmet eden herkesi seviyor ve ala kadriha başımızın üstünde tutuyoruz.

Kaldı ki Resulüllah (sav)  Efendimiz “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız”diyor.

Evet, “Ancak müminler kardeştir” ayetince bizler kardeşiz, amacımız Allah rızasını kazanmaktır. Bunun yolu da İslam’a itaat ve yolunda cihattan geçer. Birbirimize dua edelim efendim.

efendim.

Son olarak sizin başlıkta kullandığınız “risaleciler” sözünüzdeki ve “bunlara yüksek perdeden cevap vermek gereği yok mudur?” sorunuzdaki üsluptan da rahatsız oldum. O kardeşlerimizi hoşlarına giden bir sıfat veya lakap ile ifade etmeniz İslamî edebe ve muhabbete daha uygun olur. hem de “yüksek perdeden cevap”a gerek yoktur. Tevazu ve mahviyet ölçülerinde nazik ve kibarca verilen cevap da yeterli olmaz mı? Neden olmasın?

Selamlar, sevgiler, dualar.

 

Perşembe, 17 Aralık 2009

Ziyaretçi: soru

selamun aleykum değerli hocam kıyamet alametlerini öğrenmek istiyoruz tavsiye edebileceğiniz sağlam kaynak kitap varmı ? şimdidem teşekkürler allaha emanet olunuz

 


Size sitemizdeki bilgiler yeterse, buyurun ordan okuyun. İşte tam yeri, tıklayın gelsin:

http://www.cemalnar.com/nas/akaid-islamiyat-71/ahirete-an-islamiyat-87.html

Çarşamba, 16 Aralık 2009

Ziyaretçi: taşıt kredisi

Selamun Aleyküm çok değerli ve kıymetli hocam hizmetinizden dolayı size minnettarız rabbim sizden razı olsun İNŞALLAH.hocam bir konuda içim hiç rahat değil sizden napabileceğim konusunda bilgi almak istiyorum.Hocam bundan üç yıl önce babam bana 36 ay vadeli bir araç aldı aracı aldığımız firmanın kendine ait finansmanı var ve krediyide o verdi otuzdokuz bin liralık araç kırkdokuz binliraya çıkmış oldu önümüzdeki ay son taksiti olacak alırken ki dönemde bağzı hocalar ev ve araç zaruridir diyerek cevaz veriyorlardı halende verenler var fakat ben sizin faizle ilgili bir sohbetinizde bulunmuştum tabiri caiz ise tüylerim diken diken olmuştu o gün bu gündür bu konuda sıkıntılıyım hocam bu aracı herşeyden önce bu kalbi nasıl temize çıkarabilirim.bu arada ev almayı düşünüyoruz yalnız birikmişte yada okadar gelecek yüklü bir paramız yok fakat aydan aya belili bir miktara kadar ödeyecek gücümüz var hocam ben o günden sonra kredili ev almaktan da vazgeçtim hiçbirşey Rabbimin rızasından önemli değil beni aydınlatırsanız çok memnun olurum şimdiden teşekkür eder ellerinizden öperim hocam saygı ve sevgilerimle (hocam günahınızı kimseye anlatmayın şahitçi tutmayın demiştiniz o nedenle sitede başkalarıda okuyacağından cevabı mail  adresime gönderirseniz memnun olurum değerlendirme sizindir hocam)

 


Faizli muameleniz hoş olmamış. Artık geçmiş. Pişmanlık zaten tövbedir ama, daha ciddi bir tevbe yaparsınız inşallah. Faiz çok tehlikeli bir haramdir ve çok büyük günahtır.

 

Ev almak için albarakatürk gibi finans kuruluşları var. Onların işlemini inceleyen hocalarımıza göre bu muamele şer’îdir. Selamlar dualar.

Çarşamba, 09 Aralık 2009

Ziyaretçi: soru

hocam bu yıl kurban fiyatları k.maraşımızda iyice fırladı satıcılar hakkı olmayan ücreti talep ediyolar fahiş fiyat var karaborsa gibi bi durum oldu napacaz alırsak bu duruma bizde destek vermiş olacaz almaz isek bu kadar fakir fukara var bize bi akıl verin napalım değerli hocam

 


Bu sorunun cevabı verilmişti. Beş altı soru öncesine bakınız lütfen. Selamlar dualar.

Pazartesi, 23 Kasım 2009

kurtuluş ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): s.a

s.a hocam benim bir kurban adağım vardı.bu adağı şöyle niyet ettik.yarısını bir vakfa diğerini başka vakfa niyet ettik.ama kayın validem daha muhtaç olduğu için bu adak kurbanını kayın valideme verbilirmiyim..bilgilendirriseniz çok memnunu olurum

 


Bizim bildiğimiz "Kurbanı kestikten sonra, et üçe bölünür; biri fakirlere dağıtılır, biri eş ve dostlarla yenir. Biri de âile efradına bırakılır. Bunu yapmak müstehaptır. Eğer âile fertleri kalabalıksa ve çocuklarına yeterince et, temin edemiyorsa, etin hepsini âilesine ayırabilir." Sizinki adak olduğu için siz ve aile efradınız yiyemez. Kayın validen yiyebilir. Selamlar dualar.

Çarşamba, 18 Kasım 2009

cengizgüneş ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): kurban

selamun aleykum

sayın hocam...

bir evde bir kişi kurban kesebiliyorsa,şimdilerde yaygın olan bir uygulama var . evin reisi kendi adına niyet edip kesiyor.bir yıl karısı adına bir yıl kendi adına kurban kesilebilirmi.?(t.c kanunlarına  göre mal varlığı konusunda kadın erkek eşitliği olduğu düşünülürse )

selam   ve saygılarımla..

 


Ebu Hanifeye göre  şeran zengin olan her mükellefe kurban vaciptir. Sünnet diyenler, hatta bir evden bir kişinin kestiği herkes için de geçerlidir diyenler de vardır. Onlar da İslamın hak mezhepleridir. Selamlar dualar.

 

Çarşamba, 18 Kasım 2009

cengizgüneş ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): selam

sayın hocam

bir kişiye günah işlediği sırada selam verilebilirmi(.örnek içki içen birine içtiği esnada)verilirse hükmü ne olur saygılar..

 


Bir kişiye günah işlediği sırada selam verilmez. Belki ortam uygun ise iyilik emredilir, kötülük açıklanır. Bilmeden verirse bir şey olmaz. Bilerek verirse gereken tepkiyi vermemiş olur. Üstelik ahmak durumuna düşer. Selamlar dualar.

 

Çarşamba, 18 Kasım 2009

cengizgüneş ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): davullu düğünler

esselamun aleykum

sayın hocam ,

benim sorum düğün ve diğer toplantılardaki, müzik ve eğlencelerle ilgili.

ben davul falan sevmem fakat,bazı dostlarımız davullu düğün veya toplantı yapıyolar. kimileri böyle toplamtılara gitmiyor ,ben gidiyorum.dostları kırmaktan ve ayrımcılık yapmaktan korkuyorum.

birde dinimize büyük önem veren osmanlı ecdadımız gerçegi var . osmanlıda davul olmazsa olmazlar arasında .elbette onlar şeyhülislamdan izin olduğu için böyle bir uygulamaya gitmişlerdir diye düşünüyorum . ne kadar doğru düşünüyorum bilmem sizin görüşünüzü öğrenmek isterim ...

 


Sadece davul veya  müzik varsa, açıkta kadın oynatma, içki vs. haramlar yoksa, gidebilirsiniz. Gitmeyenleri de saygı ile karşılayıp kınamayın, kendi hallerine bırakın. Selamlar dualar.

Salı, 17 Kasım 2009

Ziyaretçi ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): KURBAN

Selamünaleyküm Cemal hocam öncelikle selam eder, ellerinden öperim. benim kurban ile ilgili bir sorum olacaktı. Ben bankadan kredi çekerek ev satın aldım. Bankaya 77.000 TL borçlandım. Bana kurban düşüp düşmediği hakkında bilgi alacaktım. Şimdiden vereceğiniz bilgiler için teşekkür eder, saygılar sunarım.

Saygılarımla.

NOT: Bankaya aylık ödemem 1.070,00 TL, gelirim: 1.750,00 TL

 


Bu bilgilerden zımnen anlaşıldığına göre başka para,altın, mal ve mülkünüz de yoktur. Öyle ise size kurban düşmez. Selamlar dualar.

Salı, 17 Kasım 2009

 

Display Num << Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>Sayfa 1 > 3

Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün118
mod_vvisit_counterDün247
mod_vvisit_counterBu Hafta884
mod_vvisit_counterGeçen Hafta1668
mod_vvisit_counterBu Ay2347
mod_vvisit_counterGeçen Ay7934
mod_vvisit_counterToplam55936

Online (20 dakika önce): 7
Sizin IP'niz: 38.107.191.116
,
Bugün: Mar 10, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color