| İLİM VE ÖZGÜRLÜK |
|
|
|
|
İLİM VE ÖZGÜRLÜK
Bu kitapda ise çağdaş dünyada özellikle Türkiye’de alim ve İslamî ilimlerin durumu, değeri ve edinilmesi söz konusu edilmektedir. Çağımız zor bir zamandır bu açıdan. Zor ve yaman bir zaman dilimi. Belkide İslam, uzun serüveni boyunca böylesine zorlu ve çetrefilli bir dönem görmedi. Ümmet bu kadar yaman bir maddi ve manevi işgale uğramadı. Böylesine sömürülmedi. Emeği ve alın teri, tıpkı inancı gibi bu zalim çağdaki kadar aşağılanmadı. Haçlı saldırıları, hatta Moğol ve Tatar istilası dahi bu kadar sarsmadı onu herhalde. Bu kadar kendinden, kendi benliğinden uzaklaştırmadı. Bu kadar irtidatlara sebep olmadı… Bu çağda siyaseten mağlup olmuştu İslam. Çağ başına çullandı. Afakını çelik zırhlı duvarlarla sarıp sarmalamış tek dişli canavar batıdan tutun da, onların ayarttığı “kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” olan yedi düvel, İslam ümmetine çullandı ve elini ayağını bağladı. Öyle tedbirler alıyorlardı ki, şeytanın aklına gelmez. Amacı, İslam bir daha ayağa kalkmasın ve kendisine baş kaldırmasın… Bu sefer iyi hazırlanmıştı batı. Silah kadar ilimle de vurdu İslam’ı. Hem de İslamî ilimlerle. Önceden keşif kolları çıkardı ülkelerimize. Bu öncü birlikler, ilim kisvesiyle geldiler içimize. Bizi ve bizi biz yapan bütün değerlerimizi araştırdılar. Amaçları arkadan gelen emperyalist ordulara akıl vermek ve yol göstermekti. Oryantalizmin amacı buydu ve bunda da başarılı oldular. Batı, kalıcı bir zafer istiyordu. Bütün raporlar ise bunun temini için, Kur’an’ın hayattan kaldırılmasını salık veriyordu. Kur’an bütün İslamî ilimlerin kaynağıdır ve hayatı düzenleyen kitaptır. O Müslümanların ellerinde olduğu sürece onlar aziz olarak daima yükselecekler, O ellerinden düştüğü zaman da daima sürüneceklerdir. Bunu anlamıştı müsteşrikler ve böyle rapor vermişlerdi. 19. yüzyıl böyle bir zaman dilimiydi Müslümanlar için. İlimlerin gerilediği, askerin mağlubiyet içinde sarsıldığı, idarecilerin düzenin temel esaslarından şüpheye düştüğü, batı taklitçiliğinin kurtuluş sanıldığı günler. Ve batının son hamlesiyle İslam coğrafyasını düşürdüğü yıllar. Yaşanan şimdi açıktan işgal idi. Görünen, fiilî işgal yani. Her yerde düşman ordusu kol geziyordu. İşgalciler bunun ilanihaye gitmeyeceğini biliyorlardı. Varlıkları yerli halkı tedirgin ediyor ve kendilerinden kurtuluş için örgütleniyorlardı. Yaban illerde bu kadar askeri ziyan etmeğe gerek yoktu. Yapılacak iş, işgali manen el altından devam ettirecek yerli elemanlar bulup işleri onlara havale etmekti. Ama sömürünün devamı için de olmazsa olmaz bir şey gerekiyordu: İslam dinini hayattan silmek ve unutturmak. Bunun için Kur’an okullardan kaldırılmalı, İslam öğretilmemeli idi. Bunun gereği de İslam’ın hayattan her şeyiyle sürülmesi, af buyurun bir çöpmüş gibi silinip süpürülmesi idi.Yoksa bütün emekler boşa gidebilirdi. Bunun pazarlığını yaman yaptılar ve kabul ettirdiler ikbal peşinde koşan emanetçilerine. Meclislerinde bunu ilan ettikleri gün, aslında kalıcı zaferlerini ilan ettikleri gündü. Tabi denetime de açık tutarak. İslam dünyasındaki “irtica” fırtınaları hep batıdan kopup geliyor dikkat ederseniz. Sanırım bunun birkaç garantör devleti de var. Ve sanırım ülkeyi savaşa sokmamak adına bazıları gönülsüz olsa da katılmakta bu yaygaralara… Sanırım bazılarının arada bir çıkıp “Dünyayla savaşamazsınız” demelerinin altında da bunlar yatmakta. “Dünyayla”, yani batıyla… Çare göremiyorlar teslim olmaktan başka… Ama bir gerçek var ki hakkıyla bilinmemekte batılılarca ve emanetçilerince. O da Müslümanlar, neye mal olursa olsun, dinlerinden asla vazgeçmezler. Diri diri ateş çukurunda yanarlar, ama İslam’dan sonra inkara kanmazlar. Onun için hakla batıl arasındaki kavga sona ermez asla. Zaman zaman batıl galip gelse de bu kalıcı eğil, geçici bir durumdur. Hak, batılla sınanmaktadır o zamanlarda. “Hak Batıl Mücadelesi” kitabımızda bunu anlattık enine boyuna. İşte peygamberler tarihi ortada. İslam tarihi de ortada. Allah (azze ve celle)ın insanlar arasında dönderip dolaştırdığı “zafer günleri”nin sırası bize gelmiştir. Müslümanlar şimdi bu büyük zafer için cihada hazırlanmakta… Bu cihad önce ilimle olacaktır. İlim ve kültürle. İlim ve ikna ile. İlim ve hikmete dayalı irşat ve tebliğle. Engellenmez inşallah bu hayırlı çabalar. Eğer engellenirse, savaş kaçınılmaz olur biz istemesek de. İslam bir dindir. Bize göre Allah (azze ve celle) katında tek geçerli dindir hem de. Onun öğrenilmesini, yaşanmasını ve başkalarına öğreterek yayılmasını engellemek çağın anlayışına tersdir. İnsan haklarına aykırıdır. Din ve vicdan özgürlüğü her din için bunu gerekli görmüştür. Bu bizim ülkemizde de anayasal bir haktır ve laikliğin de temel gerekçesidir. Yani ister azınlık olsun ister çoğunluk, hiç kimse dinini öğrenmekten ve öğretmekten, yaşamaktan ve yaşatmaktan engellenemez. Biz dahi gerekli görürüz bunu hem kendimiz, hem de başkaları için. Bu haklarımıza engel olan kişi ve kurumlar, yasa dışıdırlar ve suç işlemektedirler. Ancak malesef her şey kitaplarda, ya da yasalarda yazıldığı gibi değildir. Bazen en büyük zulümler yasa kılıfında yapılmaktadır. Asıl sorun da burada değil midir zaten?. Birisi Beşerin türlü dalaletleri var, Demiş. Bu, yasaları yaparken de, uygularken ve yargılarken de sık sık yaşanmaktadır maalesef. İşte bu açıdan çağımızı, özellikle de içinden geçtiğimiz zaman dilimini bu açıdan söz konusu ettik bu kitapta. İlme ve İslam’a davet için bir hamle daha diyerek.
|






![]() | Bugün | 150 |
![]() | Dün | 264 |
![]() | Bu Hafta | 1693 |
![]() | Geçen Hafta | 2432 |
![]() | Bu Ay | 10272 |
![]() | Geçen Ay | 9299 |
![]() | Toplam | 98120 |





