|
İSLAMDA DEVLET VE SİYASET
Bu kitap, “ilim” serisinin ikinci kitabıdır. Birincisi, daha önce basılan “Alimin Önderliği” isimli eserimizdi. O kitabımızın Birinci Bölümünde; “ilim”, İkinci Bölümünde; “alim” anlatılmış, Üçüncü Bölümünde ise; “alimin sorumluluğu” işlenmişti. Bu kitapta ise ilim ve alimler açısından devlet, hilafet ve siyaset işlenmektedir. Serinin üçüncü kitabı olan “İlim ve İktidar”da ise İslam’ın idareciliğe bakışı ile alimlerle idareciler arasındaki ilişkiler derinlemesine işlenmektedir. İnşallah bunu, serinin dördüncü kitabı olan “İlim ve Özgürlük” ile beşinci kitabı “Kitap Sevgisi Okuma Aşkı” takip edecektir. Ondan sonrası için Allah hep kerim… İslam ümmeti kendi içlerinden, peygamberin ilim, ahlak ve tebliğ usulünü iyi öğrenmiş ve nefislerinde uygulamış alimleri yetiştirmek ve bu dini bütün dünyaya, hatta insan yaşayacaksa uzaya kadar götürmek ve duyurmak mecburiyetindedir. Çünkü bu “tebliğ” ve “irşad”, bir “farz-ı kifaye”dir. Bu bakımdan alimler hem İslam toplumunun, hem de İslam’a davet ettikleri top yekun insanların tabii önderleridir. İnsanlar bu önderleri ne kadar sever ve izlerlerse, hem bu dünyada, hem de ahirette o kadar mutlu olurlar. Her toplum, bir yönetimle düzene girmiştir. İslam toplumu da İslam kanunlarıyla işlerini düzenleyen toplumdur. Haliyle bu toplumun yöneticileri, bu düzeni en iyi bilen ve yaşayan alimlerden olmalıdır. Nitekim ileride görüleceği gibi halife olabilmenin bir şartı da ilimdir. Böyle olursa toplumun tabii önderleri olan alimler ile siyasi önderleri olan yöneticiler arasında güzel bir uyum ve ahenk oluşur. Bir kısmı resmen yönetimde görevlerini yerine getirirlerken, bir kısmı da sivil olarak insanlara eğitim ve terbiye ile faydalı olmaya çalışırlar. Toplum da bundan fevkalade fayda görür. İslam toplumlarında normalde olması gereken de zaten budur. Ancak normalde olması gereken bu durum olmaz da bir şekilde İslam toplumunun başına cahiller geçerse veya alim olsalar bile İslam kanunlarını uygulamaz da keyiflerini kanun yaparlarsa, işte o zaman toplumun tabii önderleri olan alimler ile siyasi önderleri olan idareciler arasında mutlaka çatışma çıkar. Bu durumda bu çatışma kaçınılmaz bir sonuçtur. Bunun gerekçelerini kitap boyu göreceğiz. Haliyle bundan da herkes zarar görür. Bilindiği gibi İslam birlik ve beraberliğe, barış ve huzura çok önem verir. Çatışmanın olmasında ikinci ihtimal biraz daha zordur. Yani yöneticilerin iyi, ama alimlerin kötü olması ihtimali. Bu durumda söylenmesi gerekenler “Alimin Önderliği” kitabımızda işlenmiştir. Kitabımız bu açıdan İslam’da devlet, hilafet ve siyaset gibi yönetim gerekliliğini, biçimlerini ve yöneticileri izah etmeye çalışır. Bu serinin üçüncü kitabı “İlim ve İktidar” yazılıp bitmiştir. O kitabımızda da idareci/yönetici olma ve devlet işlerinde görev alma, memur olmanın olumlu veya olumsuz taraflarını, bütün bu görevlilerle sivil alimlerin ve halkın müsbet ve menfi ilişkilerini enine boyuna araştırmaya çalıştık. Bir başka deyişle alimlerin iktidardaki idarecilerle ilişkilerini söz konusu ettik. Hangi hallerde yardımlaşırlar, hangi durumlarda uzaklaşır ve muhalefet ederler, iyi yada kötü yöneticilerle özellikle de memuriyet ilişkilerini nasıl düzenlerler, denetim sorumluluklarını nasıl yaparlar işlenmektedir. İlim, alim ve alimin sorumluluklarının açıklanması işini daha önce yazdığımız “Alimin Önderliği” adlı kitabımızda yaptığımız için, bu kitaplar seri halinde bir bütün olarak okunursa daha derli toplu bir anlayışa ulaşılabilir kanaatindeyiz. Bu “ilim serisi”nin ”İlim ve Özgürlük” adlı dördüncü kitabının da müsveddesi yazılıp bitmiştir. Orada da özellikle zamanımızda ilmin önündeki engellerden, insanın ilim öğrenmede karşılaştıkları zorluklardan, özellikle de dinî ilimleri öğrenme, yaşama ve yayma özgürlüğüne getirilen yasak veya kısıtlamalardan, bunları aşmanın yöntem ve yardımcılarından bahsettik. Bu serinin beşinci kitabı olacak olan “Kitap Sevgisi Okuma Aşkı” yazım aşamasındadır. İçeriğini başlığı yeterince ifade ediyor zannediyorum. Bu ve serinin diğer kitapları, insanların zihnini şöyle bir karıştırır da ilgi ve bilgi kıvılcımlarıyla bilinç ateşini canlandırırsa, beklenen faydayı bulur kanaatinde ve duasındayız. Yüce Yaratanımızdan çalışmalarımızı insanlara ihlas ile hizmete vesile ederek rızasına erdirmesini; riya, süm’a, makam, mansıp, şan ve şöhret isteği gibi düşüklüklerden korumasını dileriz.
|