www.cemalnar.com

Hadisi Şerif : "Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."
 
İNANÇTA ARINMA PDF Yazdır e-Posta

İnançta Arınma

Geçen asrın başlarında maalesef başta Osmanlı olmak üzere İslam Ülkeleri siyaseten mağlup olmuştur. Bunun sonuncu  olarak İslam devleti gitmiş, hilafet gitmiş, şeriat gitmiş, ümmet param parça olmuştur.

“Mağluplar galipleri taklit eder” kuralını bilirdik amma, “galipler mağlupları taklit eder” kanununu (!)  bilmezdik. Osmanlı’nın yerine yerleşen yeni devlet, ülkesini işgal eden düşmanlarını yurttan kovdu ama, savaş bittikten sonra onları taklit etmeye başladı!.. Tarihte görülmemiş bir şeydi bu. Nitekim ardından da tarihte hiç görülmemiş nice acaip garaip işler oldu.

Bir millet kendini, yani kendi dinini, medeniyetini, kültürünü, hukukunu, örfünü, adetini, ahlakını, an’anesini, hatta kılığını, kıyafetini, yazısını, ölçülerini, kısacası topyekun benliğini ve tarihini inkar ederek, düşmanlarınınkini alıyordu. Peki ama, kim galip, kim mağluptu?... Bunun bir örneği var mıydı dünyada?  Olması da mümkün müydü?

Bu hallere düşen bir milletin “acemi çaylak” durumuna düşmemesi mümkün müydü? Bunun sonucu ise malesef cehalet gelmiş, irdidat gelmiş, ayrılık gelmiş, fakirlik, geri kalmışlık  gelmiş, zillet gelmiştir. Ümmet darma dağınık ve per perişan. Tarihin hiç devrinde görülmeyen toplu irtidadlar yaşanmıştır bu çağda maalesef. Nedevi’nin değdi gibi ‘’bir irtidad  ki karşısında Ebu Bekir yok’’

Özellikle yetişen yeni nesiller, koyu bir cehalet içinde kalmıştır. İsimleri Müslüman ismi, gönüllerinde İslam da var. Ama bilmeden imanlarının sıhhatine aykırı inanç, söz ve işler sebebiyle dinden çıkarak kafir olmuşlardır, ama ne yazık ki farkında bile değiller. İslam dışı dinlerin, sistemlerin bayraklarını kaldırıyor, ilke ve ideolojilerine sahip çıkıyor, bunun için çalışıyor, hatta ölüyor, öldürüyorlar da, dinden dönmenin, kafir olmanın, yani irtidad’ın farkında bile değiller. Bu cehalet yüzünden bu mürted’lere kimse ‘’mürted’’ muamelesi de yapmıyor

Bu acı olanlardan sonra gerçek Müslümanlar azınlıkta kalmışlar. Susturulmuşlar, sindirilmişler, korkutulmuşlar, ezilmişler. Gerçek adlarıyla kimse çağırmıyor onları. Onların adı artık gerici, yobaz, mürteci, dinci, aşırı dinci, kökten dinci, fundamentalist, fitneci, fanatik, radikal, marjinal, takunyalı, çember sakallı, üfürükçü vs. vs. olmuş...

Ortamı böylesine çamurlaştıran iç ve dış emperyalist güçler ve yerli piyonlar, oyunu kurmuşlar ve dizginleri ellerinde tutuyorlar.  Tabi ki amaçları sömürüyü devam ettirmek. Alın terini, emeğin bereketini ve ümmetin servetlerini sömürmek ve semirmek.

Sömürme ve semirmelerine engel olacağını düşündükleri İslam’ın, o aziz dinin insanlarla buluşmasına sürekli engel çıkarmaktadırlar. Görünmez bir işgalin, kültür emperyalizminin farkında olanlar ise, öz yurtlarında garip, öz vatanlarında paryadır. Aldıkları eğitimle tek tipleştirilen yobaz kafalardaki ve beyinlerdeki hegomanya, insanları kendi kafalarından ve beyinlerinden, yani fonksiyonunu kullanarak ondan yararlanmaktan yoksun bırakmıştır. İnsanlar artık kendi gözleriyle görmüyor, kendi kulakları ile işitmiyor, kendi beyinleriyle düşünmüyorlar…

Bu yangını söndürmek için hayatlarını ortaya koyan alimler, mürşitler, rehberler ortaya çıktı hamdolsun.  Kimse onları ilmen yenemedi. Sadece siyaseten yenilmişlerdi. Ezildiler, ama mağlup edilemediler. Ümmetimizin tabii önderleri olan alimlerimiz ve mürşitlerimiz, örneğini Kur’an’da  gördüğümüz bir cihada girdiler kahramanca.  Gözlerinde ne dünya vardı onların, ne de ukba. Hep başkaları için yaşadılar.  Ama bir şeyin farkındaydılar. İnsanlığa yapılacak en büyük hizmet, onlara imanı anlatmaktı. İnsanla İslam’ı buluşturmaktı. Her şey buna feda edilmeli, tevhid mücadelesi sürdürülmeli idi. Hamdolsun kısmen başardılar da bunu.

Çağımıza gelince, Kur’an kaybolmamıştı. Kıyamete kadar kaybolmayacak da. İşte ona tam inanan ve onu yaşamaya çalışan insanları da yetişiyordu. Diriliş başlamıştı. Buna her müslüman katkıda bulunmalıydı. Alimler insan yetiştirerek, yazarak, konuşarak; zenginler taşını, tuğlasını alarak; işçiler onları taşıyarak; ustalar yerlerine koyarak... İslam binası yeniden kurulmalıydı. Tıpkı aşkla, şevkle, imanla ve heyecanla Medine’de Mescid-i Nebi kurulur gibi.

Eğer bu eser bu yolda bir katkıda bulunursa, binada bir kumla da olsa bir etkisi olursa, ya da kutsal yapıya bir tuğla olarak konulursa, kalbinde yatan hizmet amacı yerini bulmuş olacaktır. Bu mütevazi esere emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederim. Allah kendilerinden razı olsun.

Ktap iki bölümden meydana gelmektedir.İlk bölümde iman, mümin, ibadet, itaat, kurbiyyet gibi kavramlar açıklanmıştır. İkinc ve esas bölümde küfür,şirk, nifak ve irtdat kavramları açıklanmış, nsanı dnden çıkaran ve mürted edn düşünce, inanç, söz ve işler enine boyuna açıklanmıştır.

Yazılımından basım ve dağıtımına kadar kitaba emeği geçen herkese hürmet, muhabbet ve teşekkürlerimi sunarım.
 

Kitaplar

Ziyaretci Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün152
mod_vvisit_counterDün264
mod_vvisit_counterBu Hafta1695
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2432
mod_vvisit_counterBu Ay10274
mod_vvisit_counterGeçen Ay9299
mod_vvisit_counterToplam98122

Online (20 dakika önce): 20
Sizin IP'niz: 38.107.191.109
,
Bugün: Tem 30, 2010

[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color