Yazılar

Batı Ruhunu Unuttu

İnsanda beden yanında bir de ruh vardır ve o ruh tıpkı beden gibi acıkırdı. Onun açlığını iman, ibadet ve Allah’ı zikir giderirdi ancak (Ra’d, 28). Allah Teâlâ böyle yaratmıştı insanı.

İşte o ruh doyurulmayınca vücudun dengesi bozuldu. Zavallı ruh doyacağım diye, zavallı kalp mutmain olup yatışacağım diye kendini açlığa ve azgınlığa daha da atan yukarıda saydığımız alkol, uyuşturucu, seks, oyun, eğlence, karnaval, kumar, israf, tüketim çılgınlığı gibi akla hayale gelmez densizlik ve dengesizliklere başvurdu.

Batı Sapıklığının Kurbanıdır

Batı önceleri Allah’ın dinini tahrip etti. Kendi aklını dine karıştırdı ve onu kendince yeniden düzenledi. Böylece o din ilâhî olmaktan çıkarak beşerîleştirdi. Bize göre bozdu attı dinini.

Artık o, Hz. İsa’nın getirdiği “İslam” değildi. “Hıristiyanlık” denilen yeni bir beşeri dindi. Bu bozulmadan dolayı ona dinler tarihinde “muharref din” denilir. Yani tahrif edilmiş, bozulmuş, aslından başkalaştırılmış din demektir.

Niyetimiz Ve Adamlığımız

Ameller niyetlere göre olduğu gibi, adamına göredir de. Yani sıradan mübah bir işi, bir iyiliğe vesile kılmak için yaparsan, Allah için niyetini iyi tutarsan, ibadet olur. Adetler ibadet olur kısaca. Mesela yemek mi yiyorsun, helalinden ise, eh mübahtır, yiyebilirsin. Bir sevabı da yok, günahı da yok. Ama onu, “Ya Rab!  Bedenime kuvvet versin de sana ibadet edeyim.” diye yersen, bu yeme işi mübahlıktan çıkar ibadet olur.

Her An İmtihandayız

Bugün Tıp Fakültesine gidip yılda bir kez olmam gereken ultrasondan geçeceğim.

Öğle namazından sonra ise akrabamız, baba dostumuz, çocukluğumuzdan beri tatlı hatıralarımız olan emekli imam ve murakıp İsmail Telbisoğlu hocamızın cenaze namazına ve defin işlemine katılacağım.

Her zaman şık, şen ve şakrak, yaşına göre çok sağlıklı gördüğümüz İsmail abimiz de gittiğine göre, - Allah gani gani rahmet eylesin- bir gün ansızın veya yavaş yavaş gelen bir ölümle biz de gideceğiz, dostların gittiği o gizemli ülkeye.

*  *  *

Biz ve Şükür

Hiç şüphesiz şükür, yani nimeti görerek verene teşekkür, dilimize kalbimizin ve işlerimizin güzelce eşlik etmesiyle gerçek bir şükür olacaktır.

O yüzden şükür sadece “Elhamdülillah, Ya Rabbi çok şükür” demek değildir.

Gök gürler de yağmur yağmazsa kuraklığa ne faydası olur?

Bizde bir söz vardır: “Guru guru gadanı alayım, takır takır yoluna öleyim.”

Laf işte!

Lafla peynir gemisi yürümezmiş.

Siyasileri Uyaralım

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi ve BDDK tarafından Katılım Bankaları Kanunu, daha doğrusu “faizsiz finans kanunu ” üzerinde çalışma yapıldığını, # Hayrettin Karaman’ın “#Katılım Bankaları Kanunu” yazısından öğrendik.

Hoca bazı hatırlatmalar yapmış. Ama bir nokta belirtilmemiş. Bence çok önemli. O yüzden uyarmak istedim.

Evet, siyasileri uyaralım, bu işin adını açıkça koysunlar: İslami bankacılık.

Ne demek "katılım bankacılığı" vs.? 

Hala neyi gizliyor, saklıyoruz?

Sağlığımızın Kıymetini Bilelim

Zaman zaman kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Hayatımızda sağlığın kıymeti ne kadardır?”

Bu soru bize sağlıklı olma şuuru kazandırır. Böyle bir soruyu sormak ve cevabını vermek hastalara da faydalıdır. Aslında sağlığın kıymetini en iyi onlar bilirler. Nitekim şair Bosnalı Sabit güzel beyitleriyle bize şu soruyu sordurmaktadır: “Sağlar bunu nereden bilecekler?”:

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir,

2022’ye Atlarken

Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Miladi takvimle yeni bir yıla daha giriyoruz. Bize “hayırlı olsun” demek düşer.

Aslında yılbaşı gecesi bizi ilgilendirmiyor. Böyle bir geceye saygımız da yoktur. Çünkü köken itibariyle bize ecnebidir, yabancıdır ve iş bize kaldığı gün muhakkak kaldırılacaktır.

Bir konu yanlış anlaşılmasın; O gece bütün tv'ler özel ve kendilerince güzel programlar sunmak istiyorlar. Biz de bu özel yayınlardan işimize geleni seyredebiliriz. Kim ne yapıyor, basit ve gereksiz bir merakla zapping de yapabiliriz, geceye ilgimiz işte bu kadardır.

Komşularımız Önceliklidir

Komşularımıza karşı güler yüzlü tatlı dilli olalım.

Onlarla karşılaştığımızda selamlaşmayı, hâl hatır sormayı unutmayalım.

Neşe ve kederlerini paylaşmayı ihmal etmeyelim.

Sağlık ve hastalıklarında, üzüntü ve sevinçli anlarında, düğün ve bayramlarda kendilerini ziyaret etmek, onlardan biri vefat ederse yakınlarına başsağlığı dilemek, kendilerine maddî manevî destek olmak, cenazenin kaldırılmasında yardımcı olmak üstümüzde bir haktır.

Yine dâvetlerine icabet etmek, çocuklarını kendi çocuklarımız gibi sevmek, koruyup gözetmek de komşuluk görevlerindendir. 

Komşularımızı Ziyarete Başlayalım mı?

İnsan yalnız yaşayamayan sosyal bir varlıktır. Mecburen birlikte yaşayacağız.

Komşularımız, bize en yakın olanlarımızdır. Çoğu zaman onlar, yakın akrabalarımızdan daha yakındır bize. İlgide de sevgide de akrabadan öte de olabilirler.

O zaman en fazla görüştüğümüz, sevip muhabbet ettiğimiz insanlardır onlar. En fazla iyilik ve ikram etmemiz, esirgeyip korumamız gerekenlerdir.

Şu salgın dönemi komşuluk ilişkilerimizi de vurdu maalesef. Ama salgın kısmen etkisini yitirdi gibi. Ne dersiniz, yeniden başlayalım mı kısa da olsa komşu ziyaretlerine?

Sayfalar