Önemli Bir Soru
neden “demokrasinin de, laikliğin de canı cehenneme, Batı ürünü bu mallarla işimiz ne?” demiyoruz da böylesi çabalara giriyoruz?

Bunu izah etmemiz gerek. Yani bir sebebi varsa açıklamamız gerek. Yoksa bu kadar yazı abesle iştigal olur gerçekten.

Peki neden?

Aslında bunun cevabı alıntılarda var. Dikkatli okuyucu onu yakalayabilir. Belki de birçok okuyucu işte şu cümlelerin altını çizmiştir: 

“Ama görüyorsunuz ki bu ülkede yaşarken buna mecbur olduğumuz zamanlar da olmuyor değil. Bunu da ‘mahzurları gideren zaruretler’ arasına koyabiliriz.”

Evet, bu zalim sistem bizi bazı zaruretlere mahkum etmiştir. Keyfimizden böyle söylemiyoruz, mecburiyetten söylüyoruz. 

Ülke imansızlık ateşinde cayır cayır yanmaktadır. İnsanlar eteklerinden tutuşmuş küfür ve şirk ateşinde kavrulmakta ama cehalet vurdumduymazlığı ile hala kendilerini Müslümanlığın serin sularında sanmaktadırlar. Din bilinmiyor, şeriat bilinmiyor. Dinden çıkıldığının, mürted olunduğunun farkında değil insanlar, analar babalar, akrabalar. İslam hayattan kovulmuş. Kamusal alanlar, sokaklar, eğitim kurumları, ekonomik pazarlar ve merkezler cahiliyenin işgali altında.

Bir şeyler yapmamız lazım…  

İmkansızı konuşmanın âlemi yok. Şimdi elimizden ne geliyorsa, şartlar ve imkanlar neyi elveriyorsa onu yapmamız lazım. 

Bir yerden başlayarak bir şeyler yapmamız lazım. 

“En iyi, iyinin düşmanıdır” demişler. “En iyinin” faydasız kavgasını verirken, “iyiyi” de elden kaçırmamamız lazım. 

Her şeyi bir anda yapalım derken, hiçbir şey yapamaz hale düşmememiz lazım. 

İyice açılalım derken kilitlenmememiz lazım. 

İslam’ın tedrîcilik ilkesinden faydalanmamız, merhale merhale, aşama aşama tekamül etmemiz lazım.

İşimiz kolay değildir. “Binbir başlı kartalı kanaryanın taşıması” istenmiştir. “Anadolu’nun saf çocuğunun” sırtında bir dava, bir yük vardır. Bu dava mukaddes olduğu kadar da büyüktür, üstelik çağımızda hordur ve “avuçta ateş taşımak kadar” zordur. Üstelik omuz vereni azdır. Çünkü sonunda ne rütbe var, ne de mal vardır. Sadece zehirle pişmiş aştan ve ayrılık eşten, dosttan, arkadaştan…” 

Tam da zaruret fıkhı zamanı yani…

Yazarın Diğer Yazıları